“Eğitim de kalkınmada halkım için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın eğitimine ayrıca önem veriyorum, çünkü toplumumuzun yarısı kadınlardan oluşuyor. Kadınlarımızın eğitimine önem vereceğiz ve vermeliyiz, çünkü bizi dünyaya getiren ve çocuklarımızı yetiştiren kadınlarımızdır. Onları ihmal edersek anneleri ihmal etmiş oluruz. Onların ihmal edilmesi demek çocuklarımızı ve yarınlarımızı ihmal edilmesi demektir.” (Saim Saffet Karahisarlı)
ÖĞRETMENLİKTEN VALİLİĞE
-Bir Devlet Adamı: Başarı Öyküsü-
‘Bazı
kişilikler, aile yakınların/arkadaşların özellikle birlikte görev yaptıkların
insanın yaşamında özel bir tutacaktır. Bazıları ister istemez seni zaman
tüneline götürecektir. Saim Saffet Karahisarlı benim gibi onunla görev yapanlar
için çok özel/önemli bir şahsiyettir.’
SAİM SAFFET KARAHİSARLI
1993-1998 yılları İncirliova görev sürecimde (öncesi
ve sonrasında 3’er aylık süreçlerle 2 ayrı kaymakamla Arif Uludağ ve Kamil
Köten ile çalışırken) 4 yıl kadar birlikte görev yapacaktık. İlçe Kaymakamının
1993 yılsonuna doğru Çanakkale-Yenice ilçesine istem/zaman dışı atanması
sonrası Bolu/Göynük ilçesinden İncirliova’ya atanan Saim Saffet Karahisarlı 1994
yılı sömestr öncesi yeni kaymakam olarak göreve başlar.
(Karahisarlı
Ailesi karı-koca öğretmen okulu mezunu öğretmenlik yaparlarken biri hukuku
diğeri de siyasalı bitirerek meslek değiştirmişler. Eşi Fatma hanım da il
merkezinde hazine avukatı olarak işe başlar.)
Saffet beyle İncirliova’da kaymakam olarak göreve
başladıktan sonra ailece güzel bir diyalog kurmamız uzun yıllara uzanacak bir
dostluğu da beraberinde getirecektir. Kaymakam beyin öncülüğünde jandarma ve
diğer daireler yanında ilçenin ileri gelenleriyle halkla/esnafla güzel bir diyalog
kuracaktık.
Göynük, Çerkezköy, Üsküdar ilçelerinde buluşmalar
yanında kızlarımızın düğünlerinde görüşecek, merkez valiliği sürecinde
İstanbul’da, emeklilik sürecinde de Fethiye ilçesinde ziyaretlerimiz olacak,
ailece dostluğumuz devam edecektir.
Saim Saffet Karahisarlı…
Denizli/Çivril ilçesinde Nüfus memuru İsmet ile Ayşe/Güler
Karahisarlı çiftinin 6 çocuğunun en büyüğü/ilk çocuğu olarak (4 kız ve 2
erkek), 1958 yılında dünyaya gelir. Çivril’de İlkokul sonrası ortaokula
başladığı süreçte henüz 12 yaşında iken babasını kaybederek öksüz kalacaktır.
(1970
yılında Babasının rahatsızlığının artması üzerine Annesi ile birlikte memur
maaşının 500 lira olduğu bir dönemde 300 liraya taksi tutarak babasını İzmir’e doktora/hastaneye
götürürler. Annesi son çocuğuna hamile karnı burnunda olmasına rağmen 1 ay
sonra ziyaret için İzmir’e gider. Ancak babasının ölümüne tanıklık edecek, o
zamanki imkansızlıklar nedeniyle cenaze orada İzmir/Basmane’de defnedilip
kendisi zar zor Çivril’e dönüp 3 gün sonra da doğum yapacaktı. Baba İsmet çok
genç sayılacak bir yaşta 35’inde hastalık/kanserden yaşamını yitirirken 3 gün
sonra dünyaya gelen en küçük oğluna İsmet adı verilecektir.)
Babanın çok erken kaybı ardından Annesi bir
başına 6 çocuğuna hem annelik/babalık yaparken, köyden yanlarına gelen Teyzesi
Fatma onlara destek olacaktı. Küçük Saffet en büyük çocuk olarak
lokanta/kahvehane/pastane gibi yerlerde okul zamanı dışında garsonluk yapacak,
diğer kardeşlerde küçük yaşta karınca kararınca aile ekonomisine katkıda
bulunacaktı. Babanın kaybının ardından erkenden büyüyecek en büyük çocuk/abi
olarak ananesinin en büyük yardımcısı olacaktı.
(Babası
hizmet süresini doldurmadığından emeklilik hakkını elde edememiş, ancak il
nüfus müdürünün çabalarıyla askerlik hizmeti saydırılarak 15 yıl hizmeti
tamamlanıp emeklilik aylığı 2 yıl sonra bağlanabilecekti.)
Saffet Karahisarlı için çok küçük bir yaşta tek
çare hayata erken atılmak ve ekonomik bağımsızlığın kazanmak için okumak olmazsa
olmaz bir gereklilikti. Babası imkanı ölçüsünde Doğan Kardeş gibi dergiler
getirerek onlara hep okumayı aşılamaya çalışmıştı. O, en büyük çocuk/abi olarak
kendisinden
sonrakilere kardeşlerine rol/model olur.
(Kardeşlerden 3’ü öğretmen, 1’i
sağlıkçı olacaktı.)
Ortaokul bitiminde yatılı okul sınavlarına
girecek (1972), sanat/öğretmen/hava lisesini
kazanırken, annesinin isteği üzerine meslek/sanat edinme gayesiyle Çivril’e 100
km uzaklıktaki şehir merkezinde Denizli Sanat Okuluna kaydı yaptırılır ve vakıflara
ait yurtta kalır. Sanat okulunda ilk sınavları iyi ve derslerinde başarılı bir
öğrencidir. 2 ay sonra öğretmen okulunu kazandığını öğrenince öğretmenlik ona daha
cazip gelecekti. Sanat okulu müdürünün ikna çabası sonuç vermeyecek, kaydını
kendiliğinden annesine haber vermeden öğretmen okuluna yaptıracaktı.
Bu süreçte annesi okul değiştirdiğini duyup
Çivril’den apar-topar Denizli’ye gelecek ilk başta karşı çıkacak ama oğlunu
istekli/kararlı görünce ardından rıza gösterecektir.
Denizli öğretmen okulunda öğrenim devam ederken tam
yatılı için başvuracak, 1.5 yıl kadar sonra derslerinin iyi olması nedeniyle
Gökçeada Atatürk İlköğretmen okuluna geçiş yapacaktır. 2.5 yıl kadar
Gökçeada’da eğitim sonrası 1976 yılında mezun olacak, öğretmen olarak
atanacaktı. Öğretmen okulları o dönemler 4 yıl olup 1976’da son mezunlarını
verirler.
Öğretmenlik Günleri
O henüz 18’inde bir meslek sahibi olmasının
ötesinde bir kutsiyet atfedilen irfan ordusunun bir neferi olarak Anadolu
aydınlanmasına katkı sunacaktı. Diğer yandan ailesine ve kardeşlerine maddi/manevi
büyük destek olacaktı.
Öğretmen olarak ilk görev yeri Urfa/Halfeti
olurken, Güneydoğu Anadolu’da kırsalda/ mahrumiyette köy okullarında çocuklara
ışık olacaktı.
Öğretmen okulu bitiminde öğretmenlik mesleğini
kazanmanın yanısıra üniversite sınavlarına girerek, Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesini kazanacaktı. SBF’ye kaydını yaptırıp 1 yıl sonra fakülte
ders-sınavlarını yakından takip açısından tayinini Ankara yakınlarına
isteyecek, Keskin ilçesine tayin olacak bu kez Orta Anadolu kırsalındaki köy
çocuklarına ders verirken, diğer yandan fakülte derslerine çalışıp/ sınavları
başarıp/sınıflarını geçecek üniversite diploması alacaktı. Bu süreçte Keskin
ilçesi ardından o dönem Ankara’nın bir başka ilçesi olan Kırıkkale’ye tayin
olacaktı.
Mülki Amirlik
1981 yılı O’nun için
önemli bir dönüm noktasıdır. Öğretmen olarak görev yaparken sonraki yaşamında
farklılıklar yaratacak SBF'den mezuniyetiyle Mülkiyeli olacak, diğer yandan
yine kendisi gibi öğretmen olan (ve babasının
memuriyeti nedeniyle Çivril ilçesinde ilkokul 1-2 sınıfı birlikte okudukları)
Fatma hanımla evlenerek bir yuva kuracaklardı.
Askere gitmek üzereyken 1982'de Kaymakamlık
sınavlarını kazanacak, 1983 yılında -7 yıl köy okullarında öğretmenlik
yapmasının ardından çok sevdiği öğrencilerinden ayrılarak- Mülki idare
hizmetler sınıfına geçecekti.
1983-86 yılları arası 3 yıl kadar Kaymakam
adaylığı sürecinde; Denizli de staj/müfettiş yanında görev ve sınavlar derken
maiyet memuru olarak önce Trabzon/Arsin ardından 1 yıl kadar da Antalya/Akseki
sonrası 1986 yılında Kütahya/Altıntaş ilçesine Kaymakam olarak atanacaktır.
(Bu süreçte 2 çocukları olacak; Oğlu İsmet Serdar/1982, kızı Zeynep/1985 olurken- sonrasında ikiz torun sahibi dede olacaktır.
Oğulları Serdar ilkokulun hemen hemen her sınıfını
Eruh’tan İncirliova’ya 5 ayrı yerde okuyarak Aydın Anadolu lisesinin orta
bölümünü kazanmasının ardından Fen Lisesini bitirip, başarılı bir öğrenci
olarak 1.sırada girdiği İTÜ’den bilgisayar mühendisi olacaktır. Serdar’ın
öğrenim yaşamı/başarısını içtenlikle takdir ederken çoğu yerde sitayişle örnek
olarak verecektim. Zeynep’te abisi
gibi 4 ayrı ilçede öğrenim sonrası ODTÜ iktisat bölümünü bitirecekti.)
Ardından sırasıyla; Siirt/Eruh (1988-90), Ş.Urfa/Viranşehir,
(ABD'de 9 aylık bir kurs), Bolu/Göynük, Aydın/İncirliova (1993-97), Uşak/Eşme (1997-98),
Tekirdağ/Çerkezköy (1999-2002), İstanbul/Üsküdar (2002-2006) ilçelerinde
kaymakam olarak görev yapacaktır.
Eruh kaymakamlığı onun için özeldir. Terörün
yoğun olduğu yıllarda kelle koltukta eşi ve 2 çocuğuyla görev yapacaktır. Eruh
kırsalında şehit edilen öğretmenleri özellikle kendi hemşehrisi olarak yakinen
görüştüğü öğretmeni hiç unutmayacaktı.
Eruh’ta köy ziyaretlerinde karşılaştığı, babası ölmüş, annesi kocaya gitmiş, yaşlı
ninesine emanet 7 yaşındaki Muzaffer’i sahiplenerek yanında getirecek, öğrenci
yurdu tamamlanana kadar 6 ay evlerinde evlatlık gibi misafir edecekti. Fatma hanım,
oğlu Serdar ile birlikte Muzaffer’in de öğretmeni olacaktı.
(Muzaffer,
Eruh’un köyünden ilk yüksekokul bitiren bir kişi, devlet memuru olarak görev
yaparken, evlenip baba olacak, onları her daim vefayla arayacaktı.)
Ağustos 1999 depreminde Çerkezköy kaymakamı iken,
depremin akabinde bölgesindeki mülki amirlere ulaşmaya çalışacak,
Kocaeli/Körfez ilçesine yardıma koşacaktı. Belediye kamyonuyla gıda/battaniye
yanında iş/kurtarma gereçleri gönderecek, ayrıca sağlık hizmeti açısından
doktor ve ambulans gönderecektir.
Valilik Günleri
3 yıl adaylık ve 20 yıl kadar bilfiil kaymakamlık
görevi ardından 2006 yılında vali olarak Iğdır iline atanır. Iğdır, genç
illerimizden tarihi/doğal güzellikleri yanında en yüksek dağımız olan Ağrı Dağı
ile önemli bir turizm merkezi konumundadır. Uluslararası Geleneksel Ağrı
Dağı Zafer Tırmanışına ev sahipliği yapar.
Ağrı ve Kars illerine komşu, 3 ilçesi bulunan Iğdır
3 ülkeye sınır (İran/Ermenistan/Azerbaycan) komşuluğu ve geçişleri bulunun tek
ilimizdir. Iğdır ilinde çok sayıda girişime öncü olacak, yeniliklere imza
atacaktır.
Çok sayıda sanatçının katıldığı kültürel
etkinlikler çerçevesinde, Türk Sinemasının ünlü oyuncusu Cüneyt Arkın’ın “bölücülük,
alkol, uyuşturucu ve sigara hakkında öğütlerde” bulunduğu gençlerle buluşması farklılık
oluşturacaktır.
Iğdır Valisi olarak
Emniyet/Asayiş/Güvenlik/Eğitim/Sağlık/Tarım/Sosyal Yardım vd. konulardaki
çalışmalarına ilişkin beyanları içtenliklidir:
“Iğdır'a
ilk geldiğim günden itibaren; gideceğim son güne kadar, Iğdır halkı ile ekmeğimi
paylaşacağıma söz veriyorum (16.10.2006)."
"Iğdır
için ülkemizin aynası olacak bir il düşüncesi içerisindeyim. Bunun için vatandaşlarımızın
yardımlarına ihtiyacımız olacaktır. "
"Dışarıda
oynanan bazı oyunlar ve ülkemizin çeşitli yerlerini bölgelerini bölmeye ve
parçalamaya çalışmaktalar ve vatandaşlarımızı birbirine düşürmeye çalışmaktalar
ve ortaya çıkacak olan bu karışıklıktan kendilerine pay çıkarmayı düşünmekteler
ama ben inanıyorum ki benim halkım böylelerinin oyununa gelmez ve onların
oyuncağı olmaz ."
"Kadınlarımızın
eğitimine önem vereceğiz ve vermeliyiz, çünkü bizi dünyaya getiren ve
çocuklarımızı yetiştiren kadınlarımızdır. Onları ihmal edersek anneleri ihmal
etmiş oluruz. Onların ihmal edilmesi demek çocuklarımızı ve yarınlarımızı ihmal
edilmesi demektir".
"Vatandaşlarımızın
gelir düzeyini kendi ailelerini geçindirebilecek seviyeye getirmemiz lazım.
Iğdır'ın tarım potansiyellini değerlendireceğiz. Özellikle bacasız sanayi
dediğimiz seracılığı teşvik edeceğiz. En yakın zamanda ben ve ilçe
kaymakamlarımız olmak üzere seralar kurağız".
Iğdır valiliği sürecinde unutamadığı -filmlere
senaryo olabilecek- bir kurtarma operasyonunu heyecanla paylaşacaktır:
Ağrı
dağı için tırmanışlar izne tabidir. Hava koşulları çok sert ve acımasızdır. Dağcılar
için genel olarak hava koşulları uygunluğunda 3 günlük parkur: 3000-4000-5000 m
olarak gerçekleştirilirmiş. Önceki gruplara dahil olmayan izin verilmeyen 8
kişilik bir Trabzonlu dağcı grubu kendi başlarına tırmanış gerçekleştirirlerken
4200 m’de mahsur kalırlar. İçlerinden biri vali beye telefonla ulaşarak yardım
ister. 1 kişinin durumu ağırdır. İlin mevcut imkanlarıyla yardıma giden
helikopter içinde vali beyde vardır. 4200 m’de helikopter beşik gibi
sallanmakta, 4000’de ancak 5 kişilik biri doktor olan kurtarma ekibini
indirirler. Ancak onlar 4200’e çıkamazlar hatta içlerinden birini omuzu çıkıp
yaralanması üzerine onu bile kurtarmakta zorlanırlar. Ankara’dan bakanlık/genelkurmay
aracılığıyla yardım/kurtarma ekibi talep ederler. 3. gün gelen özel ekip
sayesinde dağcılar kurtarılıp, vurgun yiyen 1 kişi cihaz/bakım imkanı bulunan
Çapa Tıp Fakültesine ivedilikle sevkedilir. 1 ay kadar tedavi süreci sonrası iyileşip
taburcu olmuş.
Iğdır ilinde 4 yıl kadar valilik görevi sonrası 2010 yılında merkez
valiliğine alınmasının ardından İstanbul iline dönüş yapacaktır.
Şehirde/ilçede/kırsalda üretkenlik giderek azalırken, insanları üretime
motive etme konusunda vali/kaymakam gibi kamu yöneticilerine büyük
sorumluluklar düşmektedir. Özellikle mahrumiyet bölgelerinde makus talihi
yenmede öncülük öncülük/önderlik etmeleri sonucunda üretimle birlikte ekonomik
atılımda yakalanacaktır.
Saffet Karahisarlı bilindik bir mülki amir çizgisinin çok ötesinde;
sıcakkanlı/sevecen/insancıl yönleri ağır basan; duyarlı/fedakar/atılımcı/öncü/çalışkan
bir bürokrat bir yönetici olarak iz bırakacaktır.
7 yıllık öğretmenliği ardından, kaymakam olarak başladığı Mülki idare
hizmetlerini il valiliği ile taçlandırırken; Devlet adamlığı, toplum sorunlarına yönelik duyarlılığı, görev
anlayışı ve hizmetleri ile halkın gönlünde yer tutacaktır. İnsani açıdan
sadeliği/mütevaziliği/yardımseverliği genç idarecilere örnek oluşturacaktır.
Emeklilik
Emeklilik sonrası eşi Fatma hanımın memleketi
Fethiye’ye yerleşirler. 2024 yılında annesinin kaybı Onu derinden üzerken, bir
yandan da artık ailesinin en büyüğü olacaktı.
Tabi ki emeklilik sürecinde de birşeyler
yapma/üretme, eltutma/yararlı olabilme konusunda çaba sarfedecekti.
Saffet beyle İncirliova görevimiz sonrası da
ailece görüşmelerimiz kopmayacak, gönül bağımız sürecekti.
O, görev yaptığı yerlere halka
hizmet yanında, ailesine/kardeşlerine kol-kanat olurken,
arkadaşları/ akrabaları/hemşehrileri ile destek/dayanışma içerisinde olacak,
gönül bağını hiç koparmayacaktı.
Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine/ülkülerine bağlı bir idareci olarak başarı
öyküsü ile ailesi/ sevenleri/dostlarını gururlandırırken; yurdun dört bir
yanında görev yapmanın huzuru içerisinde insanların/halkın bağrında/gönüllerde
yer alacaktır.
Karahisarlı Ailesine;
Herşey gönüllerince olsun vede sağlıklı günler dileğiyle,
Saygı/sevgi/selamlarımla…
(7 Mart 2026)
Remzi Koçöz


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder