7 Mart 2026 Cumartesi

SAİM SAFFET KARAHİSARLI

 Eğitim de kalkınmada halkım için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın eğitimine ayrıca önem veriyorum, çünkü toplumumuzun yarısı kadınlardan oluşuyor. Kadınlarımızın eğitimine önem vereceğiz ve vermeliyiz, çünkü bizi dünyaya getiren ve çocuklarımızı yetiştiren kadınlarımızdır. Onları ihmal edersek anneleri ihmal etmiş oluruz. Onların ihmal edilmesi demek çocuklarımızı ve yarınlarımızı ihmal edilmesi demektir.” (Saim Saffet Karahisarlı)

ÖĞRETMENLİKTEN VALİLİĞE  

-Bir Devlet Adamı: Başarı Öyküsü-

‘Bazı kişilikler, aile yakınların/arkadaşların özellikle birlikte görev yaptıkların insanın yaşamında özel bir tutacaktır. Bazıları ister istemez seni zaman tüneline götürecektir. Saim Saffet Karahisarlı benim gibi onunla görev yapanlar için çok özel/önemli bir şahsiyettir.’

SAİM SAFFET KARAHİSARLI

1993-1998 yılları İncirliova görev sürecimde (öncesi ve sonrasında 3’er aylık süreçlerle 2 ayrı kaymakamla Arif Uludağ ve Kamil Köten ile çalışırken) 4 yıl kadar birlikte görev yapacaktık. İlçe Kaymakamının 1993 yılsonuna doğru Çanakkale-Yenice ilçesine istem/zaman dışı atanması sonrası Bolu/Göynük ilçesinden İncirliova’ya atanan Saim Saffet Karahisarlı 1994 yılı sömestr öncesi yeni kaymakam olarak göreve başlar.

(Karahisarlı Ailesi karı-koca öğretmen okulu mezunu öğretmenlik yaparlarken biri hukuku diğeri de siyasalı bitirerek meslek değiştirmişler. Eşi Fatma hanım da il merkezinde hazine avukatı olarak işe başlar.)

Saffet beyle İncirliova’da kaymakam olarak göreve başladıktan sonra ailece güzel bir diyalog kurmamız uzun yıllara uzanacak bir dostluğu da beraberinde getirecektir. Kaymakam beyin öncülüğünde jandarma ve diğer daireler yanında ilçenin ileri gelenleriyle halkla/esnafla güzel bir diyalog kuracaktık.

Göynük, Çerkezköy, Üsküdar ilçelerinde buluşmalar yanında kızlarımızın düğünlerinde görüşecek, merkez valiliği sürecinde İstanbul’da, emeklilik sürecinde de Fethiye ilçesinde ziyaretlerimiz olacak, ailece dostluğumuz devam edecektir.

Saim Saffet Karahisarlı…

Denizli/Çivril ilçesinde Nüfus memuru İsmet ile Ayşe/Güler Karahisarlı çiftinin 6 çocuğunun en büyüğü/ilk çocuğu olarak (4 kız ve 2 erkek), 1958 yılında dünyaya gelir. Çivril’de İlkokul sonrası ortaokula başladığı süreçte henüz 12 yaşında iken babasını kaybederek öksüz kalacaktır.

(1970 yılında Babasının rahatsızlığının artması üzerine Annesi ile birlikte memur maaşının 500 lira olduğu bir dönemde 300 liraya taksi tutarak babasını İzmir’e doktora/hastaneye götürürler. Annesi son çocuğuna hamile karnı burnunda olmasına rağmen 1 ay sonra ziyaret için İzmir’e gider. Ancak babasının ölümüne tanıklık edecek, o zamanki imkansızlıklar nedeniyle cenaze orada İzmir/Basmane’de defnedilip kendisi zar zor Çivril’e dönüp 3 gün sonra da doğum yapacaktı. Baba İsmet çok genç sayılacak bir yaşta 35’inde hastalık/kanserden yaşamını yitirirken 3 gün sonra dünyaya gelen en küçük oğluna İsmet adı verilecektir.)

Babanın çok erken kaybı ardından Annesi bir başına 6 çocuğuna hem annelik/babalık yaparken, köyden yanlarına gelen Teyzesi Fatma onlara destek olacaktı. Küçük Saffet en büyük çocuk olarak lokanta/kahvehane/pastane gibi yerlerde okul zamanı dışında garsonluk yapacak, diğer kardeşlerde küçük yaşta karınca kararınca aile ekonomisine katkıda bulunacaktı. Babanın kaybının ardından erkenden büyüyecek en büyük çocuk/abi olarak ananesinin en büyük yardımcısı olacaktı.

(Babası hizmet süresini doldurmadığından emeklilik hakkını elde edememiş, ancak il nüfus müdürünün çabalarıyla askerlik hizmeti saydırılarak 15 yıl hizmeti tamamlanıp emeklilik aylığı 2 yıl sonra bağlanabilecekti.)

Saffet Karahisarlı için çok küçük bir yaşta tek çare hayata erken atılmak ve ekonomik bağımsızlığın kazanmak için okumak olmazsa olmaz bir gereklilikti. Babası imkanı ölçüsünde Doğan Kardeş gibi dergiler getirerek onlara hep okumayı aşılamaya çalışmıştı. O, en büyük çocuk/abi olarak kendisinden sonrakilere kardeşlerine rol/model olur.  (Kardeşlerden 3’ü öğretmen, 1’i sağlıkçı olacaktı.)

Ortaokul bitiminde yatılı okul sınavlarına girecek (1972),  sanat/öğretmen/hava lisesini kazanırken, annesinin isteği üzerine meslek/sanat edinme gayesiyle Çivril’e 100 km uzaklıktaki şehir merkezinde Denizli Sanat Okuluna kaydı yaptırılır ve vakıflara ait yurtta kalır. Sanat okulunda ilk sınavları iyi ve derslerinde başarılı bir öğrencidir. 2 ay sonra öğretmen okulunu kazandığını öğrenince öğretmenlik ona daha cazip gelecekti. Sanat okulu müdürünün ikna çabası sonuç vermeyecek, kaydını kendiliğinden annesine haber vermeden öğretmen okuluna yaptıracaktı.

Bu süreçte annesi okul değiştirdiğini duyup Çivril’den apar-topar Denizli’ye gelecek ilk başta karşı çıkacak ama oğlunu istekli/kararlı görünce ardından rıza gösterecektir.

Denizli öğretmen okulunda öğrenim devam ederken tam yatılı için başvuracak, 1.5 yıl kadar sonra derslerinin iyi olması nedeniyle Gökçeada Atatürk İlköğretmen okuluna geçiş yapacaktır. 2.5 yıl kadar Gökçeada’da eğitim sonrası 1976 yılında mezun olacak, öğretmen olarak atanacaktı. Öğretmen okulları o dönemler 4 yıl olup 1976’da son mezunlarını verirler.

Öğretmenlik Günleri

O henüz 18’inde bir meslek sahibi olmasının ötesinde bir kutsiyet atfedilen irfan ordusunun bir neferi olarak Anadolu aydınlanmasına katkı sunacaktı. Diğer yandan ailesine ve kardeşlerine maddi/manevi büyük destek olacaktı.

Öğretmen olarak ilk görev yeri Urfa/Halfeti olurken, Güneydoğu Anadolu’da kırsalda/ mahrumiyette köy okullarında çocuklara ışık olacaktı.

Öğretmen okulu bitiminde öğretmenlik mesleğini kazanmanın yanısıra üniversite sınavlarına girerek, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanacaktı. SBF’ye kaydını yaptırıp 1 yıl sonra fakülte ders-sınavlarını yakından takip açısından tayinini Ankara yakınlarına isteyecek, Keskin ilçesine tayin olacak bu kez Orta Anadolu kırsalındaki köy çocuklarına ders verirken, diğer yandan fakülte derslerine çalışıp/ sınavları başarıp/sınıflarını geçecek üniversite diploması alacaktı. Bu süreçte Keskin ilçesi ardından o dönem Ankara’nın bir başka ilçesi olan Kırıkkale’ye tayin olacaktı.

Mülki Amirlik

1981 yılı O’nun için önemli bir dönüm noktasıdır. Öğretmen olarak görev yaparken sonraki yaşamında farklılıklar yaratacak SBF'den mezuniyetiyle Mülkiyeli olacak, diğer yandan yine kendisi gibi öğretmen olan (ve babasının memuriyeti nedeniyle Çivril ilçesinde ilkokul 1-2 sınıfı birlikte okudukları) Fatma hanımla evlenerek bir yuva kuracaklardı.

Askere gitmek üzereyken 1982'de Kaymakamlık sınavlarını kazanacak, 1983 yılında -7 yıl köy okullarında öğretmenlik yapmasının ardından çok sevdiği öğrencilerinden ayrılarak- Mülki idare hizmetler sınıfına geçecekti.

1983-86 yılları arası 3 yıl kadar Kaymakam adaylığı sürecinde; Denizli de staj/müfettiş yanında görev ve sınavlar derken maiyet memuru olarak önce Trabzon/Arsin ardından 1 yıl kadar da Antalya/Akseki sonrası 1986 yılında Kütahya/Altıntaş ilçesine Kaymakam olarak atanacaktır.

(Bu süreçte 2 çocukları olacak; Oğlu İsmet Serdar/1982, kızı Zeynep/1985 olurken- sonrasında ikiz torun sahibi dede olacaktır.

Oğulları Serdar ilkokulun hemen hemen her sınıfını Eruh’tan İncirliova’ya 5 ayrı yerde okuyarak Aydın Anadolu lisesinin orta bölümünü kazanmasının ardından Fen Lisesini bitirip, başarılı bir öğrenci olarak 1.sırada girdiği İTÜ’den bilgisayar mühendisi olacaktır. Serdar’ın öğrenim yaşamı/başarısını içtenlikle takdir ederken çoğu yerde sitayişle örnek olarak verecektim. Zeynep’te abisi gibi 4 ayrı ilçede öğrenim sonrası ODTÜ iktisat bölümünü bitirecekti.)

Ardından sırasıyla; Siirt/Eruh (1988-90), Ş.Urfa/Viranşehir, (ABD'de 9 aylık bir kurs), Bolu/Göynük, Aydın/İncirliova (1993-97), Uşak/Eşme (1997-98), Tekirdağ/Çerkezköy (1999-2002), İstanbul/Üsküdar (2002-2006) ilçelerinde kaymakam olarak görev yapacaktır.

Eruh kaymakamlığı onun için özeldir. Terörün yoğun olduğu yıllarda kelle koltukta eşi ve 2 çocuğuyla görev yapacaktır. Eruh kırsalında şehit edilen öğretmenleri özellikle kendi hemşehrisi olarak yakinen görüştüğü öğretmeni hiç unutmayacaktı.

Eruh’ta köy ziyaretlerinde karşılaştığı,  babası ölmüş, annesi kocaya gitmiş, yaşlı ninesine emanet 7 yaşındaki Muzaffer’i sahiplenerek yanında getirecek, öğrenci yurdu tamamlanana kadar 6 ay evlerinde evlatlık gibi misafir edecekti. Fatma hanım, oğlu Serdar ile birlikte Muzaffer’in de öğretmeni olacaktı.

(Muzaffer, Eruh’un köyünden ilk yüksekokul bitiren bir kişi, devlet memuru olarak görev yaparken, evlenip baba olacak, onları her daim vefayla arayacaktı.)

Ağustos 1999 depreminde Çerkezköy kaymakamı iken, depremin akabinde bölgesindeki mülki amirlere ulaşmaya çalışacak, Kocaeli/Körfez ilçesine yardıma koşacaktı. Belediye kamyonuyla gıda/battaniye yanında iş/kurtarma gereçleri gönderecek, ayrıca sağlık hizmeti açısından doktor ve ambulans gönderecektir.

Valilik Günleri

3 yıl adaylık ve 20 yıl kadar bilfiil kaymakamlık görevi ardından 2006 yılında vali olarak Iğdır iline atanır. Iğdır, genç illerimizden tarihi/doğal güzellikleri yanında en yüksek dağımız olan Ağrı Dağı ile önemli bir turizm merkezi konumundadır. Uluslararası Geleneksel Ağrı Dağı Zafer Tırmanışına ev sahipliği yapar.

Ağrı ve Kars illerine komşu, 3 ilçesi bulunan Iğdır 3 ülkeye sınır (İran/Ermenistan/Azerbaycan) komşuluğu ve geçişleri bulunun tek ilimizdir. Iğdır ilinde çok sayıda girişime öncü olacak, yeniliklere imza atacaktır.

Çok sayıda sanatçının katıldığı kültürel etkinlikler çerçevesinde, Türk Sinemasının ünlü oyuncusu Cüneyt Arkın’ın “bölücülük, alkol, uyuşturucu ve sigara hakkında öğütlerde” bulunduğu gençlerle buluşması farklılık oluşturacaktır.

Iğdır Valisi olarak Emniyet/Asayiş/Güvenlik/Eğitim/Sağlık/Tarım/Sosyal Yardım vd. konulardaki çalışmalarına ilişkin beyanları içtenliklidir:

“Iğdır'a ilk geldiğim günden itibaren; gideceğim son güne kadar, Iğdır halkı ile ekmeğimi paylaşacağıma söz veriyorum (16.10.2006)." 

"Iğdır için ülkemizin aynası olacak bir il düşüncesi içerisindeyim. Bunun için vatandaşlarımızın yardımlarına ihtiyacımız olacaktır. "  

"Dışarıda oynanan bazı oyunlar ve ülkemizin çeşitli yerlerini bölgelerini bölmeye ve parçalamaya çalışmaktalar ve vatandaşlarımızı birbirine düşürmeye çalışmaktalar ve ortaya çıkacak olan bu karışıklıktan kendilerine pay çıkarmayı düşünmekteler ama ben inanıyorum ki benim halkım böylelerinin oyununa gelmez ve onların oyuncağı olmaz ." 

"Kadınlarımızın eğitimine önem vereceğiz ve vermeliyiz, çünkü bizi dünyaya getiren ve çocuklarımızı yetiştiren kadınlarımızdır. Onları ihmal edersek anneleri ihmal etmiş oluruz. Onların ihmal edilmesi demek çocuklarımızı ve yarınlarımızı ihmal edilmesi demektir".

"Vatandaşlarımızın gelir düzeyini kendi ailelerini geçindirebilecek seviyeye getirmemiz lazım. Iğdır'ın tarım potansiyellini değerlendireceğiz. Özellikle bacasız sanayi dediğimiz seracılığı teşvik edeceğiz. En yakın zamanda ben ve ilçe kaymakamlarımız olmak üzere seralar kurağız".

Iğdır valiliği sürecinde unutamadığı -filmlere senaryo olabilecek- bir kurtarma operasyonunu heyecanla paylaşacaktır:

Ağrı dağı için tırmanışlar izne tabidir. Hava koşulları çok sert ve acımasızdır. Dağcılar için genel olarak hava koşulları uygunluğunda 3 günlük parkur: 3000-4000-5000 m olarak gerçekleştirilirmiş. Önceki gruplara dahil olmayan izin verilmeyen 8 kişilik bir Trabzonlu dağcı grubu kendi başlarına tırmanış gerçekleştirirlerken 4200 m’de mahsur kalırlar. İçlerinden biri vali beye telefonla ulaşarak yardım ister. 1 kişinin durumu ağırdır. İlin mevcut imkanlarıyla yardıma giden helikopter içinde vali beyde vardır. 4200 m’de helikopter beşik gibi sallanmakta, 4000’de ancak 5 kişilik biri doktor olan kurtarma ekibini indirirler. Ancak onlar 4200’e çıkamazlar hatta içlerinden birini omuzu çıkıp yaralanması üzerine onu bile kurtarmakta zorlanırlar. Ankara’dan bakanlık/genelkurmay aracılığıyla yardım/kurtarma ekibi talep ederler. 3. gün gelen özel ekip sayesinde dağcılar kurtarılıp, vurgun yiyen 1 kişi cihaz/bakım imkanı bulunan Çapa Tıp Fakültesine ivedilikle sevkedilir. 1 ay kadar tedavi süreci sonrası iyileşip taburcu olmuş.

Iğdır ilinde 4 yıl kadar valilik görevi sonrası 2010 yılında merkez valiliğine alınmasının ardından İstanbul iline dönüş yapacaktır.

Şehirde/ilçede/kırsalda üretkenlik giderek azalırken, insanları üretime motive etme konusunda vali/kaymakam gibi kamu yöneticilerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Özellikle mahrumiyet bölgelerinde makus talihi yenmede öncülük öncülük/önderlik etmeleri sonucunda üretimle birlikte ekonomik atılımda yakalanacaktır.

Saffet Karahisarlı bilindik bir mülki amir çizgisinin çok ötesinde; sıcakkanlı/sevecen/insancıl yönleri ağır basan; duyarlı/fedakar/atılımcı/öncü/çalışkan bir bürokrat bir yönetici olarak iz bırakacaktır.

7 yıllık öğretmenliği ardından,  kaymakam olarak başladığı Mülki idare hizmetlerini il valiliği ile taçlandırırken; Devlet adamlığı,  toplum sorunlarına yönelik duyarlılığı, görev anlayışı ve hizmetleri ile halkın gönlünde yer tutacaktır. İnsani açıdan sadeliği/mütevaziliği/yardımseverliği genç idarecilere örnek oluşturacaktır.

Emeklilik

Emeklilik sonrası eşi Fatma hanımın memleketi Fethiye’ye yerleşirler. 2024 yılında annesinin kaybı Onu derinden üzerken, bir yandan da artık ailesinin en büyüğü olacaktı.

Tabi ki emeklilik sürecinde de birşeyler yapma/üretme, eltutma/yararlı olabilme konusunda çaba sarfedecekti. 

Saffet beyle İncirliova görevimiz sonrası da ailece görüşmelerimiz kopmayacak, gönül bağımız sürecekti.

O,  görev yaptığı yerlere halka hizmet yanında, ailesine/kardeşlerine kol-kanat olurken, arkadaşları/ akrabaları/hemşehrileri ile destek/dayanışma içerisinde olacak, gönül bağını hiç koparmayacaktı.

Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine/ülkülerine bağlı bir idareci olarak başarı öyküsü ile ailesi/ sevenleri/dostlarını gururlandırırken; yurdun dört bir yanında görev yapmanın huzuru içerisinde insanların/halkın bağrında/gönüllerde yer alacaktır.

Karahisarlı Ailesine;

Herşey gönüllerince olsun vede sağlıklı günler dileğiyle,

Saygı/sevgi/selamlarımla…

(7 Mart 2026)

Remzi Koçöz












Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz