VECDİ SEYFİ TOPBAŞ
-Onurlu Bir Yaşam Öyküsü: Bir Hukuk Adamı Ardından-
Vecdi Seyfi Topbaş; 1952 Adana/Ceyhan/Camuzağılı doğumlu, 4 çocuklu bir çiftçi ailesinin en büyük çocuğu olarak 1975 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinden mezuniyeti sonrası, Mersin’de öğretmen olan ayni köylüsü/komşusu Mesiha hanımla 1977’de yaşamını birleştirecektir.
Hakimlik stajı/askerlik sonrası kura ile ilk görevine Ağır Ceza üyesi bir hakim olarak 1980’de başlayıp Adalet ordusuna hakim olarak hizmet verirken Türkiye’nin farklı bölge/il/ilçelerinde görev yapacaktır.
(Mardin, İsparta/Sütçüler, Urfa/Bozova, Bitlis, Konya/Ereğli, Samsun, İstanbul/Anadolu/Üsküdar adliyeleri...)
2010 referandumu ardından HSK yasası değişikliği sonrasında Samsun Ağır Ceza reisi olarak taşradan HSK üyeliğine seçilmesi zorda olsa tepki olarak bağımsız aday olacak, Ankara’ya istişare için geldiğinde de kendisine destek olacaktık. HSK değişimi sonrası FETÖ ekibince ilk kıyıma uğrayanlardan biri olarak 2011 yılında İstanbul/Üsküdar adliyesine sürgün niteliğinde tayin -eşinin özel okulda öğretmenlik yapması nedeniyle- aile düzenini sarsacaktı. İstanbul’daki görev sürecinde evini götürmeyip 3-4 yıl kadar dayanacak, yaş haddini beklemeden 2015 yılında erkenden emekliliğini isteyerek, kısa süreli avukatlık deneyimi sonrası 2016 gibi yeniden Samsun’a dönecektir.
Kızları Dicle’de 2014 yılında hukuk fakültesini
bitirip avukatlık-evlilik ardından 2018 yılında babasının bıraktığı yerden
başlayıp 2019’da Hakim olarak atanırken, Topbaş ailesi olarak Yiğit – Baran
isimli 2 torun sahibi olacaklardır.
Mesleki yorgunluk dışında kendisinden küçük 2 erkek
kardeşinin çok erken kaybı ardından emeklilik günlerinde ardarda babası (2015),
kızkardeşi (2018), Annesinin (2020) kaybı da onu ister istemez derinden üzecektir.
Emeklilik sonrası kanser tedavisini olumlu bir seyirle sürdürürken bu kez kalbi
onu zorlayacaktır. Nihayetinde bu yorgunluğu kaldıramayacak, -uzun yıllar görev
yaptığı Samsun’da 13 Mart 2026 gecesi kalp yetmezliğinden yaşamını yitirirken, 14
Mart günü Ceyhan/Camuzağulu köy mezarlığında ailesi yanına toprağa
verilecektir.
Gerçekten kendi görev sürecinde (22031 sicilli bir hakim olarak) yargı camiasında hem kararları hemde duruşuyla örnek gösterilebilecek ve ilkler arasına girebilecek nitelikte olduğu meslektaşlarınca dile getirilen; bilgili/donanımlı/namuslu/yurtsever bir hukuk insanıdır. Makama/maddeye tamah etmeyen, çıkarsal ilişkileri/siyasi beklentisi olmayan, onurlu bir yaşam öyküsü.
Dile kolay değil 35 yıllık (1980-2015) yargıçlığının büyük
bir bölümünde -1989-2011 yılları arası (Bitlis 1989-92) (Konya/Ereğli 1992-98) (Samsun
1998-2011) 22 yıllık bir süreçte- Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak yargı
tarihinde takdire şayan büyük bir liyakat örneği oluşturuken, 22 yılın 13 yılı Samsun
Ağır Ceza Reisi olarak O’nun meslek yaşamında bir başarı nişanıdır.
Ve bu amansız ayrılık beni 39 yıl öncesine dostlukların başlangıcına götürecekti!…
1987
yazında Çanakkale ilinden ilk şark görev yerim olan Şanlıurfa/Bozova ilçesinde karakol
amiri olarak başlayıp 1988 itibariyle ilçe emniyet amirliğine bakacaktım. Bu
süreçte doğal olarak mülki/adli/askeri birimlerin amirleri ile tanışacak,
iletişim geliştirecektik
Hakim/savcılarla
görev gereği görüşmelerimiz yanında adliye lojmanının emniyet hizmet binası
lojmanı ile bitişik olması nedeniyle mesai sonrası da ister istemez diyalog ve
görüşmelerimiz daha samimi bir seviyeye ulaşacaktı.
Polis Enstitüsünde Ankara Hukuk fakültesinin duayen
hocalarından teorik olarak hukuk dersleri alsak da aslolan uygulamada
öğreneceğimiz çok şeyler olacaktı. Urfa/Bozova biryerde mahrumiyet bölgesi.
Mevzuat açısından ulaşabileceğiniz kaynak sınırlı. Özellikle canlı kaynak
olarak Hakim beyden çok şeyler öğrenecektim. Tabiki sadece mesleki bilgi değil;
duruş/kararlılık/tevazu/bilgelik. İstisnasız duruşması olmadığı günlerde kaymakamlık
asayiş toplantısından erken çıkıp adliyedeki odasına uğrar, gündüzleri mesleki
konularda akşamları ise sosyal/kültürel konularda uzun uzadıya sohbetlerimiz
olur.
Bozova İlçe
öğretmenevindeki Briç karesine girip, genelde Hakim Vecdi beyle ortak olurken, rakiplerimiz
ise kaymakam Nurettin Yücel ile hakim Fadime hanımın öğretmen eşi rahmetli Bektaş
Binboğa veya ilçe tarım müdürü olurdu. Vecdi beyin oyunlardaki
sakinliği ile bizlere örnek olur, oyun masamızın bir ağırlığı olurdu. Hakim Vecdi Bey ile akşamları uzun
yürüyüşlerimize arada Bektaş Bey eşlik ederken, 1989 Martında ilçeye kuradan
yeni atanan hakim Halil Sezai Bilen’de bizlere katılacaktı.
Bazı akşamları
bizim hizmet binamızın altındaki lokalde pinpon oynuyor, bazen onların
kamelyasında ailelerle birlikte oyun ve piknikvari çay sohbetlerimiz olur,
bayram/seyran/mevsim durumuna göre evlerine davet ederler.
Resmi
heyetlere/etkinliklere eşlik etme yanında, haftasonu/tatil günleri Atatürk
barajı dışında, Urfa merkez, Akçakale/Harran gibi ilçelere ailece gezilere beni
de dahil ederler. (Vecdi beyin Isparta/32 plakalı beyaz Reno 12 otomobilinin ön
koltuğu neredeyse bana tahsisliydi.)
Bozova ilçesine
Ata İnşaat tarafından kazandırılan kütüphanenin en büyük müşterilerinden biri
ben, biri savcı Şükran hanım, bir diğeri de Hakim Vecdi bey olurken, aramızda
kitap değişimi de yaparız. Kütüphane/kitaplar bir yerde bizim kültürel
dostluklarımızı da pekiştirecektir.
1989 yerel seçimleri ve Adalet Müfettişi…
1989
Mart yerel seçimleri ilçede çekişmeli geçerken Vecdi bey, ilçe seçim kurulu
başkanı olarak bizlere yardım/katkı sunarken, başımıza iş almadan o cendereden
çıkmamızda kolluk olarak bizlere büyük bir destek sağlayacaktı. (Çünkü ilçenin bir önceki seçimlerinde 3
kişi siyasi saikle yaşamını yitirmiş, ilçe emniyet teşkilatı olarak bu seçim sürecinde;
giriş-çıkışları kontrol/arama/konvoyları yakın takip gibi işi sıkı tutarak
kanlı bir olayın yaşanmasına izin vermemiştik.)
Seçimlerin
ardından adliye/icra müdürünün zimmet suçlamasıyla tutuklanmasının
ardından, hakim/savcılar hakkında
bakanlığa şikayet mektupları gitmiş. İlçeye soruşturma
için gelen Adalet Başmüfettişi çay sohbetine çağırıp ardından ifademe başvurmuştu.
Tabi benim dışımda birkaç daire amiri ve esnaftan kişilerinde benzer şekilde
ifadesine başvurmuştu.
Hakim/savcılarla ilgili isim isim; “Hakim
Vecdi bey arabayı nasıl aldı? ……. bey arabayı nasıl aldı?
……. hanım barajda bedava yemek yiyormu? …….
hanım müzik setini nasıl aldı?”
Adalet Müfettişinin
bana sorduğu sorular bunlardı. Ben bu sorulara cevap verirken hicap duymuştum.
Kendileriyle 1,5 yıla yakın görev yapmış, yekinen tanıdığım saygın hukuk insanlarına
böyle ipe-sapa gelmez suçlamaların -adliye personelinin tutuklanması sonrası-
yapılması zaten işin çamur at izi kalsın minvalinde tezgahlandığı sonucuna
varacaktır. Müfettiş raporu sonucunda bir şey çıkmaz. Ama o süreçte ister
istemez sıkıntılı günler yaşanırken, soruşturma geçiren hakim/savcıların pamuk
ipliğine bağlı olan görevleri bağlamında gururları incinmiş/kırılmış olur.
Bozova’ya veda ve Aile dostluklarımız…
O dönem ilçe
savcısı olan Şükran hanımla duygusal yakınlaşmamızın ilçeden ayrıldıktan sonra evliliğe
dönüşmesinin ilk tanıkları ailece Vecdi Beyle Mesiha Hanım olacaktı. 1989
yazında Şükran hanım Denizli/Güney savcılığına atanırken benim de tayinim
Yozgat iline çıkar. Ben, İlçe ve Urfa teşkilatı ile vedalaşarak son gece Vecdi beylerin
misafiri olurken, haftasonu için memleketlerindeki (Adana/Ceyhan) yakınlarının
düğününe davet edilirim. Ertesi gün Urfa’dan Gaziantep’e geçip Ankara’da
öğrenciliğimizde ayni evi paylaştığım arkadaşıma (merhum endüstri mühendisi
Cuma Delioğlu) 1-2 günlük ziyaret sonrası, Adana’ya Ceyhan ilçesi Büyük Camuzağılı
köyüne Vecdi-Mesiha Topbaş ailesine misafir olur, aileleleri/yakınlarıyla tanışma
nişan/düğün eğlencesi derken, 1-2 gün kadar Ceyhan çevresini ve Erzin ilçesini
gezeriz.
Bizim savcı Şükran hanımla nişan/evlilik aşamasında
onların tayinleri Bozova’dan Bitlis’e çıkınca nikahımıza katılamayıp, yaz
tatilinde Denizli/Güney ilçesinde - daha kucakta olan kızları Dicle ile- bizleri
ailece ziyaret edeceklerdir (1990).
Bizler 2. Şark görevi için Erzurum’da iken bir tatil
dönüşü Samsun’da onlara misafir olurken (2000), Onlar da Erzurum’da bizi
ziyaret ederler. Şark görevi bitimi 2003 sonrası Ankara’da iken daha sık
görüşme fırsatı buluruz.
2013-2014 yıllarında İstanbul’a gittiğimizde ailece
kendisiyle Üsküdar adliyesindeki görüşmemiz görev günlerindeki son ziyaretimiz
olur.
Vecdi beyle en son Samsun’a görevli/müfettiş olarak
gittiğim 2018 Temmuzunda yüzyüze görüşecek, akşam yemeğinde buluşup hasret
giderecek, anılar dağarcığında güne/gündeme ilişkin sohbetimiz uzayınca
Ankara’ya dönüş uçağını kaçırıp otobüsle dönecektim.
2019 yılı emeklilik sonrasında zaman zaman telefonla
görüşürken, whatsap üzerinden güne-gündeme ilişkin paylaşımlarımız olacaktır.
En son 2026 şeker bayramının ilk günü gündüz iyi bayramlar mesajıma akşam gelen
“Kıymetli babamı kaybettik” mesajı (ayni
esnada Bozova’da birlikte görev yaptığımız hakim Halil Sezai beyden telefonla öğrenmemiz)
bizi ailece derinden üzecektir.
Topbaş ailesi aile büyüklerini/kıymetlilerini, biz ise
Koçöz Ailesi olarak bir görev/meslek büyüğümüz yanında candan/duayen bir
ağabeyimizi kaybetmenin üzüntüsünü yaşarız.
Yaşam bir
şekilde hepimiz için sonlanacak.
Sonraya kalanlar
açısından bir döngü devam ederken;
Akıp giden hayat
yakınlarımızı/arkadaşlarınızı/dostlarımızı alıp sonsuzluğa götürürken,
En çok da
sevdikleriniz ile sınanıyor;
Bu noktada hayatın
acımasızlığı ile yüzleşiyor,
Hoş sada dışında
gerisi boş diye düşünüyorsunuz.
Bu bağlamda
sonsuzluğa göçen adalet timsali örnek bir hukuk
adamı
ve Atatürk/Cumhuriyet sevdalısı,
Sevgili Ağabeyimiz, Vecdi
Seyfi Topbaş’a;
Ailece Allah'tan rahmet dilerken, ailesi/yakınları/sevenleri/dostları/meslektaşları
ve de Hukuk camiasına başsağlığı/sabırlar diliyoruz.
Toprağın bol, ışıklar yoldaşın olsun Sevgili Ağabey...
(Ankara / 22 Mart 2026)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder