30 Haziran 2023 Cuma

YAŞAMDAN KESİTLER / 2023

‘Atatürk/Cumhuriyet Devrimleri, Savaşsız/Sömürüsüz bir Dünya, Bağımsız ve Çağdaş bir Türkiye ideali bağlamında; ‘Toplumculuk/Halkçılık/Devrimcilik’ bir nevi hayat görüşü. Yaşam (meslek/görev/emeklilik) sürecinde erdemli/ahlaklı kalabilmek insanlığa katkı sunabilmek ideal olunan, kendi doğduğun/yetiştiğin topraklarda değer kılınmak gönüllerde yer alabilmek bambaşka bir kıvanç. Tabi ki -toplumsal duyarlılık/sorumluluk çerçevesinde- mesleki/yaşam birikimlerimizi toprağa götürmek yerine, içinde yaşadığın toplumla paylaşmak; “biriktirdiklerin değil paylaştıkların senindir” sözünün içeriğini doldurarak kendine özgü doğru davranış sergilemek, Haksızlıklara/Hukuksuzluklara/Adaletsizliklere karşı duruş sergileyebilmek aslolandır!’

YAŞAMDAN KESİTLER / 63 YIL…

20.yy’ın ikinci yarısında/1960’larda;

-Cumhuriyet’in ilanından 37,

Büyük Önder’in ölümünden 22 yıl sonra-

Sakarya/Karasu/Aziziye Mahallesi ahşap bir evde başlayan yaşam,

Atalar -Babaanne dışında- 93 Batum muhaciri (¾ Gürcü),

-Kuvayı Milliyeci/Kurtuluş Savaşı Gazisi/Cumhuriyetçi/Atatürkçü-

Anne -annesinden öksüz- toprakta/tarlada/harmanda bir çiftçi,

Baba -babasından öksüz- kunduracı/dükkanda/pazarda bir esnaf,

Çalışan/üreten emekçi insanlar.

Babaanne/Haminne ailenin hamisi, ilk öğreten/öğretmen,

Dini terbiye/ahlaki telkinler,

-sevgi dağarcığında- ondan yadigar.

Kapıda/ bahçede/ sokakta oynanan oyunlar,

Dimon araba ile bayırdan kayarken yaşanan heyecanlar,

Ağaçlara tırmanma, meyvelerden aşırma,

Avlalardan/tel örgülerden atlarken düşmeler/sıyrıklar ve haylazlıklar,

Yamalı pantol/zıbın neyse yamalı çorap giyen, ekmeği katık etmeyi bilen,

Biri kız dört kardeşin en küçüğü olarak,

İlk/ortaokul Karasu’da tamamlanır.

3 beyaz (şeker/tuz/gazyağı) dışında,

Gereksinimlerini kendi üreten,

Suyu tulumbadan çeken,

Gazlambası ile aydınlanan,

Elektrik ve TV ile 1970’lerde tanışan,

Çocuk olarak çiftçilik (çobanlık/tarım işçiliği),

Esnaflık (seyyar satıcılık/pazarcılık/tezgahtarlık),

İnşaatta (amelelik/çıraklık),

Çalışmaktan fırsat bulup kaytarınca,

Mahalle/sınıf arkadaşları ile futbol müsabakaları,

Yazları Kuran kursu/hatimler,

Gazete makalesi yanında klasiklerden okumalar.

(60 ihtilali sonrası 1961’de Mendereslerin idamında ana kucağında,

67/68 Anadolu Rock müziğinin doğuşunda,

68 olayları/71 muhtırası sonrası 1972’de

Deniz Gezmişlerin idamında ilkokulda,

1973’de yürürlüğe giren -AET/AB ile ortaklık anlaşması olan- Katma Protokolde,

Cumhuriyetin 50. Yılında, İkinci Adam İnönü’nün ölümünde,

GS-FB derbisinde Dolmabahçe/İnönü stadında,

CHP-MSP laik/dinci koalisyonunda,

1974 Kıbrıs çıkarmasında ortaokulda..)

1975’de yatılı okul sınavlarında kazanılan okullardan,

-Çapa Öğretmen Okulu/Kuleli Askeri Lisesi/Polis Koleji-

Sonuncusu tercih edilirken 15’inde gurbete çıkıp,

75 sonbaharında Ankara’da Polis Koleji ailesine katılınır.

1976 1 Mayısı Ankara/Tandoğan’da ilk gençlik heyecanıdır.

1977 yazında Türkiye’nin en ucuna Hakkari’ye kadar uzanıp,

1978 Temmuzunda Kolej bitimi Enstitü’ye başlayıp,

Stajyer polis memuru olarak ilk maaşa hak kazanırken,

1978 Ekiminde -Diyarbakır stajı ardından- Polis Enstitüsü boykotu,

Ve sonrasında Sakarya’da 3 aylık geçici görev,

1979’da Zonguldak, 1980 İzmir stajları derken,

İzmir’de/Fuarda ülkenin gözde sanatçılarını izlerken,

(Zeki Müren’den Cem Karaca ve Barış Manço’ya)

Muhteşem “Hisseli Harikalar Kumpanyası” müzikali,

“Yasaklar” Kabaresi/Tiyatro oyunları yanında,

Bazı Sanatçılarla tanışma/sohbet fırsatı bulacaktır.

(Metin Akpınar-Halit Akçatepe-Gönül Yazar)

1980 darbesini İzmir’de/stajda yaşarken,

Enstitü -1 yıl daha uzayıp- Akademi’ye dönüşüp 4 yıla çıkarken,

1981 stajında da İzmir’dedir.

(1980-82 arası son 2 yılında yatılıdan evci çıkacak,

kızlı/erkekli üniversiteli yeni arkadaşları olacaktır.)

1975-1982 arası Ankara’da 7 yıllık okul/öğrenim sürecinde,

Etüdlerde kitap okuma yanında -kaybolan- şiirleri/denemeleri,

Aile dışında mektuplaştığı Danimarkalı bir kız arkadaşı olur.

(Hello. My name is Remzi, I am 15 years old,

I was born in Karasu district on the black sea coast but I live in the capital Ankara…)

Pul koleksiyonu da merak konusudur.

Boks/güreş dışında futbol başta olmak üzere tüm branşlarda vardır,

Atletizm takımında turnuvaya katılamayan bir maratoncudur.

Tüm bayramlarda yürüyüş kolunda, 19 Mayıslarda statlardadır.

1982’de Polis Akademisinden mezuniyet sonrası,

Başlayan meslek/görev yolculuğunda 7 il 6 ilçe de görev yapılır.

(Çanakkale/Gökçeada/Bayramiç, Şanlıurfa/Bozova, Yozgat/Yerköy,

Denizli/Güney, Aydın/İncirliova, Erzurum, Ankara/EGM)

1984-86 Askerlik sürecinde 181. Dönem Piyade Asteğmen olarak,

Trakya’da NATO’85 Tatbikatına katılış ve yaşamındaki ilk takdirname..

1987 yazında ilk şark görevine atanırken,

İdari yargı kararı ile -2 yıl gecikmeli olarak- komiser rütbesine ulaşır,

1989’da Şükran Alemdağ ile Evlilik sonrası

-ilk otomobil sahibi olunurken-

1991 Temmuzunda Duyunç isimli bir kız Babası olunur.

(Öncesinde Ablasının evliliğinden 1988’de dayı olmuş, 1995’de ikinci kez dayı olacak,

Sonrasında Abisinin evliliğinden 2003 ve 2006’da amca olacaktır.)

1992 yılına (Komiser/Başkomiser/Emniyet Amiri) 3 rütbe birden sığdırılır.

1995’de müdür rütbesine ulaşıp birinci yıldızını takarken,

Teknolojik bir yenilik Bilgisayarla tanışılır,

Halı sahada sakatlanıp -futbol gazisi olarak-

3 ay koltuk değneğiyle dolaşır.

1998 kışında ise ikinci şark görevi başlar,

1999 kışında -Ailece ilk kez yurtdışına çıkılarak- Azerbaycan/Nahcivan günübirlik gezilir,

Ardından bel/boyun fıtığı, menisküs yırtığı gerekçesiyle futbola veda edilirken,

99 yazında ilk kez uçağa binilip,

Erzurum’dan-İstanbul’a uçarken,

17 Ağustosta İstanbul/Baltalimanı/polisevinde büyük depreme yakalanır.

2000’de Milenyum olarak adlandırılan 21.yy’a Erzurum’da girilir.

2002 yazında İspir’de Çoruh nehrinde rafting yaparken,

Kışında ise Palandöken’de kayak öğrenir.

Sonbaharında da Atalarının göç ettiği Gürcistan’a 3 günlük bir gezi yapılır.

-Askerde Bölük komutanlığına, ilçelerde kaymakamlıklara uzun süreli vekalet etmişken-

2003’ün ilk yarısında -vekaleten de olsa- Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü görevi ifa edilir.

(Cumhuriyet çınarları Toprak ve Yaprak dede ile tanışılıp, TEMA gönüllüsü olunulur.)

2003 yazında -21 yıl önce ayrıldığı-

Başkent Ankara’ya dönüş yaparken,

2005’de 4. yıldıza hak kazanarak -mesleki son rütbeye- 1.Sınıf Emniyet Müdürlüğüne terfi eder.

2005 yazında -Orta Avrupa gezisi- ilk kez Avrupa’ya çıkar.

2006-2019 arası kesintisiz 13 yıl Teftiş Kurulunda Polis Başmüfettişliği sürecinde;

MGA 62.dönem (2007), TODAİE 43.dönem (2010) Kamu Diplomasisi Müdavimi olurken,

Sayısız Teftiş/Soruşturma/İnceleme görevlerinin ardından,

-1978 Temmuzunda başlayan memuriyet 2019 Ağustosunda sonlanıp-

Bilfiil 41 yıllık bir zaman dilimi geride kalırken artık emeklilik başlar.

Yeni yaşamı;

Yürümek/yüzmek/yazmak yanında,

Yaşadıklarıyla/ yaşayacaklarıyla/ yaratacaklarıyla yönlenecektir.

Çekirdek ailesinden ilk kaybı 1979 Aralık ayında Haminnesidir,

İkincisi 2004 Ağustosunda Mehmet Akif /Erol abisi olur.

‘Çemi Neni’ Annesi Sakine’yi Şubat 2021’de,

28 Mart 2023’de de Babası Süleyman’ı toprağa verirken,

Onları uğurlamanın hüznünü/zorluğunu derin yaşar.

Yakın çevresinden/arkadaşlarından da çokça kayıplar yaşayacaktır.

(2020-2022 arası 3 yıllık salgının ardından,

6 Şubat 2023 depremi büyük felaket olarak,

Türkiye’nin 11 ilini vuracak, tüm ülkeyi yasa boğacaktır.)

2022 Mayısında Kızı Duyunç evlenirken,

Temmuz’unda “Karasu Değerleri” arasında anılmak,

Kendisi/ailesi açısından onur/gurur verici bir duygu oluşturacaktır.

Cumhuriyet’in 100. Yılında değişim ve demokrasinin ıskalanması,

Gelecek kuşaklar ve gençlik adına ister istemez üzecektir.

Çocukluğunda 2 boğulma tehlikesi (1970/72),

Gençliğinde 2 trafik kazası (1984/89),

Yetişkin olarak 3 ameliyat geçirir (2000/2002/2018).

(Kahve kültürü olarak Kağıt oyunlarında çok becerikli olmasa da Tavlada iddialıdır.

Pinpon ve Bilardo becerisi orta ayardadır.)

Enstrüman olarak saz ve gitara merak sarsa da iyi bir dinleyicidir.

Yabancı dil, akademisyenlik ve folklor içinde uhdedir.

Gezgincidir. Kilis hariç Türkiye’nin 80 vilayetini görmüş/gezmiştir.

-Salgında Japonya/Kore gezisi iptal olurken-

1999-2023 arası 24 yılda 30’un üzerinde ülke gezilir.

2000 yılından itibaren makale/yazıları gazete/dergilerde yayınlanırken,

2010 yılında açtığı blog sayfasında da

(http://www.remzikocoz.com) yazılarını paylaşır.

(2020’de emeklilik sonrası Facebook sayfasını aktifleştirip,

Sosyal medyada haftalık paylaşımları olacaktır.)

2012’deki "Avrupa Uluslarından Birleşik Avrupa'ya" isimli kitabının ardından,

2. kitabı (Türkiye’nin Avrupa Serüveni) basım aşamasında,

3. kitap çalışması (Türk Tarihi) 2023’te sırasını beklerken,

Seyahat notları/öyküleri/şiirleri/anı-biyografi çalışmaları,

-çok ağırdan- devam edip yayın için zamanı beklemekte.

Dile kolay değil, 63 yıllık bir yaşam geride kalan,

-Kendini kesitler halinde ‘bende yaşadım’ şeklinde-

Geçmişle/yaşadıklarıyla özellikle yüzleşme bağlamında,

-Kendince anlatmak ta zorlanılsa da-

Tarihe not düşmek adına;

Umutlar/kırgınlıklar,

Hayaller/kırıklıklar,

Sevinçler/hüzünler,

Mücadele/çatışmalar,

Başarılar/hatalar,

Ve de yaşanmışlıklar,

Geriye tüm bu yaşanılanlar dışında,

Hoş bir sada kalacak…

(30 Haziran 2023)

Remzi KOÇÖZ







18 Haziran 2023 Pazar

BABA

                                     

        ‘Adamlıktır Babalık! Adam Olan Tüm Babalara…’ 

                    -------------------------------------


Onlar doğaya/çevreye saygılı bir kuşaktılar.
Yaşamlarının son anına kadar fidan/ağaç dikmeyi, 
Gelecek kuşaklara  bir gölge bırakmayı, 
Kendilerine görev kıldılar.
Bizlerde Onlar kadar yapamasak da 
Babalar Gününde adına ağaç/fidan bağışı yaparak 
Gelenekseli devam ettirerek 
Onlara layık olmaya çalıştık.




Babam Süleyman KOÇÖZ'e

-Onsuz ilk Babalar Gününde-

Rahmet/ Minnet/ Özlem ve Saygıyla...

(Karaağaç / 18 Haziran 2023)

Remzi KOÇÖZ

7 Haziran 2023 Çarşamba

SEÇİMLER ARDINDAN (2023)

 

2023 Seçimlerinin Ardından

Cumhuriyetin 100. yılında, Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri/ülküleri/değerleri çerçevesinde; toplumsal sorumluluk/duyarlılık vede yurtseverlik gereği; birlik/beraberlik yerine ötekileştirici/kutuplaştırıcı, bir siyaset ile toplumu ayrıştıran zihniyet/anlayış yerine, Türkiye’nin geleceği için, hak/hukuk/adalet için, değişim ve demokrasi için destek/katkı sağlayan, mücadele veren milyonlarca demokrasi gönüllüsünden biri olarak kendi cephemize ilişkin eleştiri/özeleştiri olmazsa olmazımız olacaktır.

Seçimlere gidilen süreçte yayınlanan “Öncelik Acil Demokrasi” başlıklı makalemde (Cumhuriyet/11.1.2023), demokrasinin olmazsa olmazlarından kuvvetler ayrılığı ve yürütmenin siyasi denetimini yapacak yasama gücü olan parlamentonun güçlü kılınarak yeniden parlamenter sisteme dönüşle ilgili; “…Ülkemiz açısından toplumun demokratik mekanizmalarının yerli yerine yeniden rayına oturtulup, işler hale dönüştürülerek daha da güçlü kılınması elzemdir. Tüm demokrasi yanlısı güçlerin -toplumsal muhalefet ve siyasi aktörlerin oluşturduğu ittifakların daha geniş bir yelpazede- katılımı ve birlikteliği önemlidir. …Öncelik: Acil Demokrasi” vurgusu yapmıştım.

Demokrasi Cephesi açısından -farklılıklar bir yana toplumsal adalet, huzur, barış ve kardeşlik bağlamında- 6'lı masa başlangıç olarak iyiydi. Doğal olarak ittifaklar oluşacaktı, ancak Cumhur İttifakı karşısında Millet ittifakı diğer muhalif kesimleri içine alacak şekilde en azından CB seçimlerinde genişleyemeyip, (ATA ittifakı ve Memleket Partisi ölçeğinde) ilk haliyle kısır kaldı. 

"Ata, Emek-Özgürlük, Sosyalist Güç Birliği" ittifaklarının eklenmesiyle 5 ayrı ittifakla seçime girilirken, DP-SP neyse -AKP ile 15 yıl birlikte yol yürüyen ve onun içinden çıkan- Deva-Gelecek partileri parlamento seçimlerinde diğer ittifaklar gibi -hem güçlerini/oylarını görmeleri açısından- ayrı bir ittifak olarak girip, CB seçimlerinde Millet ittifakı adayını destekleyebilirlerdi.

(Olmadı! O zaman, Deva-GP açısından seçilme garantili vekillik yerine muhafazakârlığın yoğun olduğu illerden aday gösterilip, en azından kontenjanlar kısıtlanarak, meclis aritmetiği açısından Cumhuriyet değerlerine bağlı AP-ZP-MP gibi partilerden vekiller de meclise taşınabilirdi.)

İttifak, Demokrasi Cephesi olarak baştan genişletilebilirdi. Zafer Partisi ile 3 gün kala değilde baştan görüşüp anlaşılabilirdi. HDP/YSP ile yapılan görüşmelerde -Cumhur ittifakının propagandası öngörülüp toplumun kaygısının giderilmesi açısından- ZP benzeri açıklık oluşturulabilirdi.

Bu çerçevede “Örgütlenme ve Örgütlü Mücadele” başlığıyla kaleme aldığım makalemde (Cumhuriyet/13.8.2022); “…Siyaset ülke gerçeklerinden/gereksinimlerinden daha çok çıkara dayalı popülist yaklaşımlarla, toplumsal birliktelik/bütünleşme yerine kutuplaştırma/ötekileştirme çerçevesinde etnisite ve mezhepçilik gibi kimlik siyaseti üzerinden dar alana sıkıştırılmış, toplumsal değerler üzerinden işlemekte. … Günümüz gerçekliğinde (işşizlik/alımgücü/ hiperenflasyon gibi) toplumsal açıdan olumlu bir gelişme yaşamamalarına rağmen -bilinçsiz/kararsız çoğunluk kendi/kişisel/küçük çıkarları uğruna ülkenin/toplumun kaderini oylarlar- parti/lider bağlamında yanlışta ısrarı inadına sürdürerek adeta beceriksizlikleri/ başarısızlıkları kutsarlar.  Gelinen bu noktada; demokratik anlayışın egemen kılındığı örgütlenme ve örgütlü mücadele daha da önem arzetmektedir.” Şeklinde örgütlü mücadelenin kurumsal açıdan en üst/işlevsel/etkin yapısını oluşturan partilerin demokratik yapısına vurgu yapmıştım.          

Seçim sonuçlarına göre Millet İttifakının en büyük bileşeni başta CHP olmak üzere parti yönetimi, kurmaylar, danışmanlar vd. öngörü ve demokratik örgütlülük konusunda sınıfta kaldılar. En çok üzüldüğüm ülkemin gençlerinin yarınları/gelecekleri ile toplumun değişim ve demokrasi taleplerinin 5 yıl daha ötelenmesi.

Gelinen noktada, kısır çekişmelerden sıyrınılıp umudu canlı tutmak gerek. Çünkü umut yaşamın ivmesidir. Yaşam ise mücadelenin ta kendisi! Değişim tabiki kolay değil, uzun soluklu örgütlü/kapsamlı/güçlü bir toplumsal mücadele gerektirir. Demokrasi mücadelesi ise bir seçimle bitecek yarış hiç değildir.

Sonuçta, Türkiye’nin çağdaşlık hedefiyle karanlığı aydınlığa dönüştürerek karşıdevrimi durdurması; güçlü örgütlülük olarak parti öncülüğünde, devrimci/ilkeli/kararlı/inançlı bir liderlik ve demokratik bir yönetim kadrosu ile gerçekleştirilebilir.

Remzi KOÇÖZ

(Cumhuriyet Gazetesi, 07.06.2023, s.2 yayınlanan yazının  orjinali.)










Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz