10 Ocak 2021 Pazar

TARİHTEN -Tarih Sayfalarından- NOTLAR – 10

          “Milletten yıllardır hakikatler gizlenmiştir. İstibdat idarelerinin kendilerine mahsus halleri budur. Tabii böyle padişahlık/saltanat/kraliyet hallerinde milletlerden hakikatleri gizlemek de o idarelerin kendilerine mahsus halleridir. O da kendi saltanatınızı devam ettirmek gayesidir. Halbuki millet her şeyi bilmek hakkına sahiptir. Çünkü kendi istikbali için buna muhtaçtır. Bambaşka bir idare şekli ihdas etmek gerekir. Yeni bir idare şekli bulunmalıdır.”                                                                                              (Kıd.Yzb. Mustafa Kemal / Selanik - Ekim-1908 / İttihat -Terakki Kongresi)

            II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ (1908-1918)

‘Genç Türkler olarak anılan meşrutiyet savaşçıları Tanzimat’tan sonraki en önemli olayın yani Türk siyasal hayatının ilk yazılı yani 1876 Anayasasının kabulünde önemli rol oynarlar. Mithat Paşa’nın çabası halk iradesi ile gelişmeyip padişahın lütfu ile yürürlüğe konan bu anayasa teminatsızlık ve müeyyide yokluğu nedeniyle 1878’de eylemsel geçerliliğini yitirerek etkinliğini kaybeder.’

Jön Türkler ve Hürriyetin İlanı…

1890 sonrası yurtdışında kongreler düzenleyen (Paris 1902-1907) Jön Türkler çeşitli gruplar arasında birlik sağlarken, siyasal mücadele programı ortaya koyarlar. Öte yandan uluslararası (Avrupa’da liberal gelişmeler, Rusya, İran ve Japonya’da meşruti yönetimler) gelişmeler ile II.Abdülhamid’in eğitim ve ekonomik kalkınma çerçevesinde -özellikle haberleşme (telgraf) ve ulaştırma (demiryolları) alanında- atılımları sonucu modernleşme yönünde alınan mesafeler de baskıcı ve kapalı bir yönetim konumdaki istibdat rejimini zorlar. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin -özellikle Harbiye ve Tıbbiye çevresinde örgütlenerek-  istibdat rejimine karşı 1908 ilkbaharında başlattığı propaganda Rumeli’deki askeri birlikleri harekete geçirir. Enver ve Niyazi beylerin emirlerindeki askerlerle birlikte dağa çıkmalarının ardından Makedonya/Manastır ayaklanmasının hızla yayılması üzerine -Anadolu’dan Makedonya’ya asker yollayarak isyanı bastırma çabaları sonuçsuz kalan- II.Abdülhamid, 23 Temmuz 1908’de Kanuni Esasinin yeniden yürürlüğe girmesine ilişkin mazbatayı imzalayarak ikinci kez meşrutiyet ilan etmek zorunda kalır. Sonuç olarak, Padişah 1878’den beri ertelediği Meclisi Mebusan seçimlerinin yapılmasını onaylarken, İttihat ve Terakkinin mektepli subayları öncülüğünde istibdat/mutlakiyet dönemine son verilerek -1878’den bu yana 30 yıldır beklenen- Hürriyet ilan edilir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Rumeli’de uzun yıllar gizli faaliyette bulunarak üyelerini durmadan arttırmış, orduyu da kendisine -yahut ordu onu kendisine- bağlamış, Devleti kurtarmak için özgürlük/temsili artırma çerçevesinde anayasacı bir kalkanla sahneye çıkmış, sonrasında –Arnavut ve Arap isyanları, Rumeli’nin ayrışması sonucu- Türk milliyetçiliğine doğru yönelmiştir.

II. Meşrutiyet, bir bakıma, Jön Türkler’in -memleket içi ve dışındaki hürriyet savaşçılarının- eseridir. Anayasanın yeniden yürürlüğe girmesi, Saltanatın Meşrutiyetçi (Padişah iktidarını frenleyici) karakteri bu devrede kuvvetlendirilmiş, istibdat rejiminin bitimini de gene bu tarih belirlemiştir. Böylece, her yenilik hareketi gibi, 23 Temmuz -Yıldız Sarayının istibdatçı düşüncesinden Namık Kemal ideallerine geçişin ayırım noktasında- hem bir başlangıç hem de bir sondur.

II. Meşrutiyet, birincinin aksine halk iradesi tarafından sarayın yetkilerine kısıtlama getirir. Bu devrin siyasal bilinçlenmesini dernek olarak kurulup partileşen Türkçülükten İslamcılığa, Osmanlıcılıktan liberalliğe hatta laikliğe ve devletçiliğe yönelen İttihat-Terakki damgasını vuracaktır.

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz