19 Şubat 2021 Cuma

KARANTİNA GÜN(CE)LERİ - 27

 

“Müslüman dünya. İslam adı altında Cahiliye şirki yaşamayı hoş görecek bir yozlaşmaya boyun eğdirilmiştir.” Yaşar Nuri ÖZTÜRK

“Bilim ve bilgi, Kuran sözünde/ayette işaret edilen Allah’ın tükenmeyen sözleridir. Yani sona ermeyen vahyidir. O halde bilime uymak, Allah’ın sonsuz/sınırsız vahyinden nasiplenmektir.” Cemil KILIÇ

BİLİM / İSLAM / UYGARLIK

“El Harezmi, El Biruni, El İdrisi, İbni Sina, İbni Heysem, Abu Kamil, Ömer Hayyam…”

İslam dini bilime karşı değil,

En yenisi 12. Yy’dan 7 Müslüman,

Onlar din adamından öte,

Tıp/Matematik alanında ‘Polimatlar’,

Ortaçağ Avrupası’nda,

Onlar kadar önemli/etkin,

Bilim adamı yetişmemiş.

Dinin kitabı Kuran’ın ilk hitabı/emri;

“Oku” ile başlaşada,

Dinin peygamberi/kurucusu,

Hz. Muhammed;

İlim Çin'de bile olsa, gidiniz”, demişsede, 

Akıl yerine sezgiyi öne alanlar;

“Akıl imana ters düşemez” derken,

Sonrasında gelenlerin cevazlarıyla,

Özünden koparıp/şekle indirgeyerek,

Sultanlık/saltanat girdabında,

Dini kendilerine kalkan yaparak,

İktidarlarının devamı için,

Hurafelerin önünü açarak,

Cehaleti kutsayarak,

Yaradan’ın insanlara bahşettiği ‘Aklı’,

Akılcı düşünceyi yadsıyan,

Bilime/gelişmeye karşı duran,

Zihniyet /feraset /izan ile,

İslam dünyasını,

Uygarlık yarışında yerinde saydırır,

Hatta geriye sardırır,

Yıllar/yüzyıllar geçer,

20. / 21. Yy derken,

Akıldan/bilimden uzaklaştıkça,

Uygarlıklar arası açıldıkça açılır,

Bir türlü bu ara kapatılamaz,

Bu coğrafyada / topraklarda…

(05. 02. 2021)

Remzi KOÇÖZ

3 Şubat 2021 Çarşamba

KARANTİNA GÜN(CE)LERİ – 26

“Bir siyasetçi gelecek seçimi bir devlet adamı ise; gelecek kuşağı düşünür.” James Freeman Clarke

DEMOKRASİ / SİYASET…

Güzel Ülkem;

Demokrasi sınavından geçiyor,

Siyaset,

Özgürlük / özerklik gibi,

Evrensel olguları yok sayarak,

-Hukuku güce dönüştürerek-

Kendilerini iktidara taşıyan,

Mağduriyetin sığınağı,

Bilimsel düşüncenin sembolü,

-Girilmemesi/olunmaması gereken yerde-

Üniversiteye kelepçe takarak,

Kendi demokrasi anlayışlarını,

Çok ileriye taşırlar.

           

Siyaset;

Kendi/ geleceği için,

İktidar olabilmek/kalabilmek uğruna,

Toplumun kılcal damarlarına,

-Hassasiyetler/değerler üzerinden-

Nüfuz ederek,

Kör gözüm diyerek,

Arı kovanına çomak sokarcasına,

-Cehalete/uyuyan vicdanlara güvenerek-

Toplumun geleceğine,

Kin/ nefret/ ötekileştirme,

Tohumları serperek,

Tarihe not düşmekte!

(02. 02. 2021)

Remzi KOÇÖZ

17 Ocak 2021 Pazar

TARİHTEN -Tarih Sayfalarından- NOTLAR – 11

 

‘Türk tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olan II. Meşrutiyet, -daha önceki yenileşme ve modernleşme çabalarının devamı olarak- Lale Devri ile başlayıp Tanzimat, Islahat ve I. Meşrutiyet dönemleriyle tamamlanan, uzun soluklu Batılılaşma serüveninin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.’

II. Meşrutiyet / 31 Mart Olayı (1909)

Meşrutiyetin ilanı sonrası yapılan seçimlerde Mecliste çoğunluğu sağlayan İttihat-Terakki’ye karşı, Meclis dışında kalan (Fedakâran-ı Ümmet ile Ahrar partileri) ve Meclis’teki muhalefet -gazetelerin çoğunu da yanlarına çekerek- birliktelik oluştururlar. Muhalif parti ve gazetelerden başka birde Derviş Vahdeti’nin kurduğu -Said-i Kürdi (Nursi), tarikat şeyhleri, vaizler ve imamların bulunduğu- İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti ile bunun yayın organı olan Volkan Gazetesinin başlıca amacı yeni yönetim sistemini devirmektir.

Serbesti Gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin bir suikaste uğramasının ardından -tüm muhaliflerin ve halkın katılımı ile- yapılan cenaze töreni İttihat-Terakki Partisi ile Hükümet’e karşı azametli bir gövde gösterisine dönüşür (Hicri 26 Mart/Miladi 8 Nisan).  Hükümet tarafından (2 gün sonra) asker ve memurların siyasetle uğraşmalarının yasaklanması tamiminin ardından, (Hicri 31 Mart/ Miladi 13 Nisan) sabahı Taşkışla’daki Avcı Taburu ayaklanıp subayları hapsedip onbaşı ve çavuşların komutasında “Şeriat isteriz” sloganıyla Mebuslar Meclisine doğru yürürken, bazı askeri birliklerin katılımı dışında, ulema ve medrese öğrencileri de cübbeli/sarıklı olarak isyana destek verirler. İsyancılar -klasik yeniçeri isyanlarında olduğu gibi- Şeyhülislam aracılığı ile isteklerini Hükümet’e iletirler. Padişah II.Abdülhamid ise isyancılara karşı kuvvet kullanılmayıp nasihat edilerek ayaklanmanın önlenmesini tavsiye eder. Meclis isyancıların talepleri doğrultusunda güvensizlik oyu vererek kabinenin çekilmesini sağlar. Lazkiye vekili öldürülürken, yaylım ateşine tutulan bakanlardan Adliye Nazırı ölür, Bahriye Nazırı yaralanır. Okullu ve genç subaylardan kimileri kurşuna dizilir, kimileri de ağır işkencelerle kurban edilir.

İstanbul dışında Anadolu’nun bazı yerlerinde Bursa, Erzincan ve Erzurum’da oluşan ayaklanmalar kolaylıkla etkisiz bırakılırken, Adana’da ise kanlı geçer. (7000 Ermeni ve yarısı kadar da yerli halktan ölenler olmuş, Adana’nın beşte üçü yakılıp yıkılmıştır). Ayaklanma Makedonya’nın her tarafında yankılar uyandırır. Selanik’teki İttihat ve Terakki merkezinden Padişah’a protesto telgrafları çekilir.

Ayaklanmadan bir gün sonra Selanik’ten İstanbul’a (Mahmut Şevket ve Hüseyin Hüsnü Paşa komutasında, Binbaşı Enver ve Kolağası Mustafa Kemal kurmay başkanlığında) Hareket Ordusu olarak adlandırılan kuvvet gönderilir. İki hafta kadar sonra toplanan Meclis tarafından Padişah’ın tahttan indirilmesi -Şeyhülislam fetvası da eklenerek- kararlaştırılır. Padişah ve kabine değişikliği ardından basının ölçüsüz, akılsız ve bozguncu yayını da durmuştur. Harb Divanı 31 Mart ayaklanmasında suçlu oldukları belli olanlardan Volkan Gazetesi sahibi Derviş Vahdeti’nin bulunduğu 49 kişiyi idam, 37 kişiyi süresiz hapis ve kalebentlik, 390 kişiyi hapis, 139 kişiyi de sürgün cezalarına çarptırır. 31 Mart Olayında hayatını kaybeden ve “Hürriyet Şehidi” ilan edilenler (3’ü subay 71 asker) anısına İstanbul/Şişli’de "Abide-i Hürriyet" anıtı inşa edilir. 

(Kıbrıslı Derviş Vahdeti 31 Mart Ayaklanmasını hazırlamak için elinden gelen kuvveti harcamış, muhalefet partileri ve basını İttihat ve Terakki Partisi’ne karşı birleştirmeye muvaffak olmuş. Çalışmalarında Kıbrıslı Kâmil Paşa ile İngiliz ajanları tarafından desteklenmiş. Vahdeti’nin Avcı Taburları arasında kışkırtıcı faaliyetlerde bulunduğu bazı İngiliz kaynaklarında da açığa vurulmuştur.)

Meşrutiyet ile birlikte -31 Mart Olayı ile “irtica” kavramı Türk siyasi tarihine girerken-, Cumhuriyet döneminde de -din bezirganlığı yaparak emperyalizminin değirmenine su taşıyan- Derviş Vahdetiler bu topraklarda hiç eksik olmayacaktır…

10 Ocak 2021 Pazar

TARİHTEN -Tarih Sayfalarından- NOTLAR – 10

          “Milletten yıllardır hakikatler gizlenmiştir. İstibdat idarelerinin kendilerine mahsus halleri budur. Tabii böyle padişahlık/saltanat/kraliyet hallerinde milletlerden hakikatleri gizlemek de o idarelerin kendilerine mahsus halleridir. O da kendi saltanatınızı devam ettirmek gayesidir. Halbuki millet her şeyi bilmek hakkına sahiptir. Çünkü kendi istikbali için buna muhtaçtır. Bambaşka bir idare şekli ihdas etmek gerekir. Yeni bir idare şekli bulunmalıdır.”                                                                                              (Kıd.Yzb. Mustafa Kemal / Selanik - Ekim-1908 / İttihat -Terakki Kongresi)

            II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ (1908-1918)

‘Genç Türkler olarak anılan meşrutiyet savaşçıları Tanzimat’tan sonraki en önemli olayın yani Türk siyasal hayatının ilk yazılı yani 1876 Anayasasının kabulünde önemli rol oynarlar. Mithat Paşa’nın çabası halk iradesi ile gelişmeyip padişahın lütfu ile yürürlüğe konan bu anayasa teminatsızlık ve müeyyide yokluğu nedeniyle 1878’de eylemsel geçerliliğini yitirerek etkinliğini kaybeder.’

Jön Türkler ve Hürriyetin İlanı…

1890 sonrası yurtdışında kongreler düzenleyen (Paris 1902-1907) Jön Türkler çeşitli gruplar arasında birlik sağlarken, siyasal mücadele programı ortaya koyarlar. Öte yandan uluslararası (Avrupa’da liberal gelişmeler, Rusya, İran ve Japonya’da meşruti yönetimler) gelişmeler ile II.Abdülhamid’in eğitim ve ekonomik kalkınma çerçevesinde -özellikle haberleşme (telgraf) ve ulaştırma (demiryolları) alanında- atılımları sonucu modernleşme yönünde alınan mesafeler de baskıcı ve kapalı bir yönetim konumdaki istibdat rejimini zorlar. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin -özellikle Harbiye ve Tıbbiye çevresinde örgütlenerek-  istibdat rejimine karşı 1908 ilkbaharında başlattığı propaganda Rumeli’deki askeri birlikleri harekete geçirir. Enver ve Niyazi beylerin emirlerindeki askerlerle birlikte dağa çıkmalarının ardından Makedonya/Manastır ayaklanmasının hızla yayılması üzerine -Anadolu’dan Makedonya’ya asker yollayarak isyanı bastırma çabaları sonuçsuz kalan- II.Abdülhamid, 23 Temmuz 1908’de Kanuni Esasinin yeniden yürürlüğe girmesine ilişkin mazbatayı imzalayarak ikinci kez meşrutiyet ilan etmek zorunda kalır. Sonuç olarak, Padişah 1878’den beri ertelediği Meclisi Mebusan seçimlerinin yapılmasını onaylarken, İttihat ve Terakkinin mektepli subayları öncülüğünde istibdat/mutlakiyet dönemine son verilerek -1878’den bu yana 30 yıldır beklenen- Hürriyet ilan edilir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Rumeli’de uzun yıllar gizli faaliyette bulunarak üyelerini durmadan arttırmış, orduyu da kendisine -yahut ordu onu kendisine- bağlamış, Devleti kurtarmak için özgürlük/temsili artırma çerçevesinde anayasacı bir kalkanla sahneye çıkmış, sonrasında –Arnavut ve Arap isyanları, Rumeli’nin ayrışması sonucu- Türk milliyetçiliğine doğru yönelmiştir.

II. Meşrutiyet, bir bakıma, Jön Türkler’in -memleket içi ve dışındaki hürriyet savaşçılarının- eseridir. Anayasanın yeniden yürürlüğe girmesi, Saltanatın Meşrutiyetçi (Padişah iktidarını frenleyici) karakteri bu devrede kuvvetlendirilmiş, istibdat rejiminin bitimini de gene bu tarih belirlemiştir. Böylece, her yenilik hareketi gibi, 23 Temmuz -Yıldız Sarayının istibdatçı düşüncesinden Namık Kemal ideallerine geçişin ayırım noktasında- hem bir başlangıç hem de bir sondur.

II. Meşrutiyet, birincinin aksine halk iradesi tarafından sarayın yetkilerine kısıtlama getirir. Bu devrin siyasal bilinçlenmesini dernek olarak kurulup partileşen Türkçülükten İslamcılığa, Osmanlıcılıktan liberalliğe hatta laikliğe ve devletçiliğe yönelen İttihat-Terakki damgasını vuracaktır.

1 Ocak 2021 Cuma

YENİ YIL

 Yeni yılda;

-Yüzyılın yirmibirinde-

Yeisler / yasaklar yitecek,

Yürekler yeniden yeşerecek,

Yepyeni yaşam,

Yansırken yarınlara,

-Yadsısanda / yüksünsende-

Yaptıklarınla yüzleşecek,

Yaşadıklarını yargılayacak,

Yalnızlık yörüngesinde,

-Yakınlarını/yitirilenleri yadederek-

Yenilenerek yaşanılacak,

Yardımlaşılarak yürünecek,

Yeni -yepyeni- yılda…

(01 / 01 / 2020)

Remzi KOÇÖZ

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz