28 Kasım 2021 Pazar

GÜÇ & DEHA

 

Narsist / Demagog nitelikli kişi(lik)ler,

Siyasetçi olabilirler ancak Devlet Adamı olamazlar.’


GÜÇ/KORKU & DEHA/SEVGİ

Güçle/hasetle/kibirle yürekleri dağlanan,

Bencil/doyumsuz mutsuz kişiler,

Kendileri gibi çevrelerine de huzur vermezler.

Ülkelerin başına yönetici olmaları durumunda,

İnsanları kin/nefret söylemleriyle ayrıştırıp,

Yaşanılan ortamı huzursuz ve mutsuz kılarken,

İçinde yaşadıkları toplumların akıbetleri de belirsizdir.

Tarihte buna örnekler çokça;

Yaşadıkları dönemde insanlara/toplumlara,

Korku salarak güç devşirenler,

-Hitler, Mussolini, Stalin gibi heybetliler-

Ve günümüz türevleri,

Tarihin tozlu sayfalarında,

Un ufak olup nefretle anılırken,

Atatürk gibi dehalar ise tarihin derinliğinde,

Yüzyıl sonrasında bile sevgi ile anılarak,

Her daim yüreklerde yaşayacaktır…

(11 Kasım 2021)

Remzi KOÇÖZ

21 Kasım 2021 Pazar

TARİHTE BUGÜN/LER (21 Kasım 1923)

 “Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Türkiye’nin son mareşali, Türk tarihini ve toplumunu değiştiren bir başbuğdur. O ayrıştıran değil bütünleştirendir. Sığ değildir. 15 yıllık zaman dilimi bir model olarak insanların hafızasında ve önünde halen durmaktadır.” Prof. İlber ORTAYLI

İSTİKLAL MADALYASI (21 Kasım 1923)

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e İmparatorluk döneminde çoğu savaş başarıları nedeniyle çok sayıda madalya ve nişan verilmiştir. (Erzurum’da askerlikten istifa edip her türlü makam/rütbeden sıyrılarak “sinei millete” dönmesinin 1 ay sonrasında 9.8.1919’da nişan/madalya/rütbeleri geri alınıp, 4.2.1920’de tekrar iade edilmiştir.)

Ancak, Atatürk için önemli olan geçmişteki nişan/madalya/paye/ rütbelerden öte işgal altındaki ulusunun istiklal mücadelesinin lideri/başkomutanı olarak yedi düvele karşı ulusal kurtuluş savaşını kazandırıp ulusunu bağımsızlığa kavuşturarak Türkiye Cumhuriyetini kurmaktı. O’nun için en önemli ve değerlisi Cumhuriyet dönemindeki tek madalyası olan ve (98 yıl önce bugün) 21 Kasım 1923 tarihinde Türk Ulusu adına TBMM tarafından verilen kırmızı-yeşil şeritli İstiklâl Madalyası olacaktı.

Bir Özel Madalya…

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak yaşamı süresince özellikle Batılı ülkelerce verilmek istenen ödül/nişanları kabul etmediği bilinen Atatürk’e, Amerikalı yazar/mizahçı Mark Twain adına kurulan bir derneğin madalya verişi O’nu çok hoşnut edecektir.

4 Kasım 1937’de, Fahri üyelerini İnsanlığa hizmeti olan bireylere kendi teklif eden ABD’deki Uluslararası Mark Twain Derneği tarafından; "Türk milletine neşe içinde yaşama yolunu açtığı ve rehberlik ettiği" gerekçesiyle madalya verilmesi üzerine,  genelde ödül/nişanlara rağbet etmeyen Atatürk’ün neşelenmesine/mutlu olmasına çevresindekilerin şaşırmalarına; “Yaşamımda işittiğim en büyük kompliman budur. Benim insan tarafımı övüyorlar” sözleriyle sevincini dile getirir. Söz konusu Derneğin Başkanı tarafından 15.6.1938 tarihinde Atatürk'e gönderilen mektupta: "Zamanımıza, geçmiş devirleri Büyük İskender, Jül Sezar ve Napolyon'undan daha şanlı bir isim bıraktınız. Askeri ve sivil dehanız bütün insanlık tarihi üzerinde derinden etkili olmuştur"  şeklinde yer alan sözcükler bir kahramanı onurlandırmaktan öte tarihe not düşülmesi açısından çok anlamlıdır.

İstiklal Madalyası verilmesinin yıldönümünde, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere İstiklal Mücadelesine katılan tüm Kahramanlarımıza minnet ve saygılarla...

(21 Kasım 2021)

Remzi KOÇÖZ


9 Kasım 2021 Salı

SELANİK’TEN ANITKABİR’E BİR DEV

“Öleni anma (yad etme), vefadır!…

Hele ki; bu ülke, bu devlet, bu halk,

Bu günlerini O’na borçluysa, vefa bir asli görevdir.

İnsanlık bunu böyle söyler; din de öyle emreder…”

(Mehmet Halil ARIK - Emekli Eğitimci)


SELANİK’TEN ANITKABİR’E BİR DEV

15 yaşına kadar Mustafa iken,

Matematik zekasına/seçkinliğine Kemal adı verilip,

34 yaşında Çanakkale’yi geçilmez kıldı.

38 yaşında Kurtuluş meşalesini yakıp,

39 yaşında TBMM özelinde Türkiye’yi kurdu.

40 yaşında hem Gazi hem de Mareşal olurken,

41 yaşında ulusunun başkomutanı olarak düşmanı kovdu.

Zulme/zalime diz çöktürüp,

Ulusunun önünde ezilen uluslara önder olurken,

Türk devletinin bağımsızlığını dünyaya duyurdu.

42 yaşında ülkeyi Cumhuriyet ile taçlandırıp,

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu.

53 yaşında Türk ulusunun atası Atatürk olurken,

15 yılda gerçekleştirdiği devrimlerle/reformlarla,

Ülkesini geleceğe/çağdaşlığa taşıdı.

Türk ulusunun sevgisine/saygısına mazhar,

Bir kahraman ebedi şef oldu.

57 yaşında yaşamını yitirip,

Son yolculuğunda,

Sonsuzluğa uğurlanıp ölümsüzleşirken,

Türk ulusu yanında tüm dünya ağladı.

7’den 70’e herkes,

Anıtkabir’den önce O’nu yüreğine gömdü.

Ulusunun kurucu önderi,

Kısa yaşamında büyük izler bırakıp,

Devleşip yüceleşerek,

Yüzyıla damgasını vurdu,

Yüzyılın ötesine taşarak...

(08 Kasım 2021)

Remzi KOÇÖZ


7 Kasım 2021 Pazar

TARİHTEN -Tarih Sayfalarından -NOTLAR - 19

 ‘Büyük önder Atatürk, Kurtuluş sonrası Kuruluş sürecinde sık sık yurt gezisine çıkarken, yaşamının son yılında da hastalığına rağmen halkın sorunlarını yapılanları/yapılamayanları yine yerinde görüp/dinlemek üzere  çıktığı Doğu Anadolu gezisi sonrası gördüğü yoksulluk, bölgesel farklılık onu çokça üzmüştür.’

İnsan Ömrü Çok Büyük İşleri Başarabilecek Kadar Uzun Değil…

Atatürk; 1937 yıl 12-20 Kasım tarihleri arası, Başbakan Celâl Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ile birlikte Ankara’dan trenle Doğu seyahatine çıkar. Sivas, Malatya, Diyarbakır, Elazığ, Tunceli, Adana, Mersin, Konya, Afyon, Eskişehir’de,  ziyaret/ inceleme/ denetleme/ açılış/ temel atma gibi resmi işler yanında, halkla daha yakından temas edecek, gidişatı yerinde gözleyecektir. Ankara’ya dönüşü  ve doğu seyahati izlenimleri hakkında (20.11.1937): “…Gerçek insanlık, tereddütsüz kabul eder ki Türkiye Cumhuriyeti ve onun bugünkü sahipleri olan Türkleri bütün dünya uygarlık ve insanlığı için bir benzeme örneğidir” demeci ulusal basına yansıyacaktır. 

O’nun asıl duygu ve gözlemleri ise aşağıdaki sözler çerçevesinde anlamlıdır:

“İnsan ömrü yapılacak işlerin büyüklüğü ve zorluğu karşısında çok cüce kalıyor Gökçen. Geçtiğimiz yerlerde fabrikalar görmek istiyorum. Ekilmiş tarlalar, düzgün yollar, tertemiz sağlıklı insanların yaşadığı evler, büyük yemyeşil ormanlar görmek istiyorum. İstanbul’da ne medeniyet varsa, Ankara’ya ne medeniyet getirmeye çalışıyorsak, İzmir’i nasıl mamur kılıyorsak, yurdumuzun her tarafını Anadolu’nun her yerini aynı medeniyete kavuşturalım istiyorum. Ve bunu çok ama çok çabuk yapmak istiyorum. Dedim ya insan ömrü çok büyük işleri başarabilecek kadar uzun değil. Mamur olmalı, Türkiye’nin her tarafı müreffeh olmalı. Ben yapabildiğim kadar yapayım, sonra ne olursa olsun demek yok benim kitabımda. Geleceğin Türkiye’sini, geleceğin halkını düşünmek benim görevim. Bir iş aldık üzerimize, bir savaşın üstesinden geldik. Şimdi ekonomik alanda savaş veriyoruz. Daha da vereceğiz. Bu heyecanı yaşatmak, bu heyecanın ürünlerini görmek gerek.” (Sabiha GÖKÇEN, “Atatürk’le Bir Ömür”)

Aslında az zamanda büyük işler başarmıştı! O, Türk tarihinin seyrini değiştiren, Türklüğü yeniden diriltip kurtuluşa götüren, bağımsız Türk yurdunda son Türk devletini kuran ve Türk ulusunu çağdaşlığa / uygarlığa yönlendiren kurucu bir önderdi.

Söylemlerini hayal ve maceradan öte gerçeklerle örtüştürürken bir temeli, bir dayanağı ve bir tutarlılığı olmakla birlikte, eyleme dönüştürmekten de geri kalmaz,  söylediğini yapardı.

Tüm çabalarına/başarılarına rağmen, yukarıda aktarılan örnek bağlamında; yapamadıklarını, içersinde uhde kalanları açıkça dile getiren, özeleştirisini esirgemeyen, yönetim anlayışında hamaset ve demagojiye yer olmayan, ulusuna özgüven aşılamaya çalışan vede yaşamını ulusuna adayan eşsiz bir liderdi. 

 (07 Kasım 2021)

Remzi KOÇÖZ

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz