24 Aralık 2023 Pazar

ÇAĞDAŞLIK YERİNE ORTAÇAĞ ÖZLEMİ

  "Uygarlığın kudret ve yüceliği karşısında çağdışı kalmış anlayışlarla, ilkel boş inançlarla yürümeye çalışan uluslar yok olmaya veya tutsak olmaya ve aşağılanmaya mahkûmdurlar.”  

(Mustafa Kemal ATATÜRK) 

-Yakın Tarihe Karşı Eski Tarihle-

Tarih önemli bir bilimdir. Ayni zamanda bir bilinçtir. Size geçmişten bugüne ayna tutar. Gelişiminizi/yükselişinizi/varoluşunuzu sizlere sunar. Tabi ki doğru bir bilgilendirme ve neden/sonuçları ile değişmenin gerçekliğini de.. Onun için toplumları yönlendiren/yöneten/egemen katmanlar tarih bilimini çok sevmezler. Onlar daha çok masal/mitoloji tarzında bir tarihle, biraz hamasetle karışık toplumları/insanları oyalarlar. Bilinçli bireylerin çoğaldığı toplumları pek istemezler.

Tıpkı Türkiye’nin yaşadığı gibi! 20. Yüzyıla Türk mucizesi olarak damga vuran çökmüş bir imparatorluktan modern bir toplum yaratan bir değişimin, Cumhuriyetin 21. Yüzyıla ulaşan 100. Yılında o günleri, kurtuluş ve kuruluş destanını -en azından 100. Yıl anısına- tarihe saygı/vefa açısından dizi/film projesi vede farklı etkinlikler olarak ekranlara getir(e)memeleri gibi.

Onun yerine TRT ekranlarında 800 yıl öncesinden başlayıp 1200’lü yıllara ilişkin “Diriliş-Ertuğrul” ve “Kuruluş-Osman” ile Osmanlının çöküş dönemi 19. Yüzyılı ele alan “Payitaht Abdülhamid” dizilerine yer verilerek, Selçuklu-Osmanlı öncelenip önemsenerek, Türkiye’nin Cumhuriyet dönüşümü/değişimi görmezden gelinmeye, sıradanlaştırılmaya çalışılmaktadır. Yakın tarihten ders çıkaramayan toplumlar haydi haydi daha öncesinden hiçbir anlam çıkaramazlar sadece hamasetle yetinirler.

Tarihsel yakınlıkların sistematik açıdan öncelikle ele alınması/anılması daha önem arzetmesi gerekirken; tarihi çarpıtma uğraşları bir yana, örneğin İstanbul’un işgalden kurtuluşu yerine fethinin, Çanakkale kara savaşları yerine deniz savaşının, Büyük Taarruz yerine Malazgirt zaferinin öne çıkarılması veya birbiriyle çakıştırılması gibi bir anlayış ile karşılaşmaktayız.

Onun yerine TRT ekranlarında 800 yıl öncesinden 1200’lü yıllara ilişkin “Diriliş-Ertuğrul” ve “Kuruluş-Osman” ile Osmanlının çöküş dönemi 19. Yüzyılı ele alan “Payitaht Abdülhamid” dizileri ile daha eski dönemlere ilişkin hamasete yer verilerek, -yeni/yenileşmeye modernleşmeye karşı bir duruşla- Cumhuriyet dönüşümü/değişimi yer yer çarpıtılarak sulandırılmaya, dolaylı bir şekilde belleklerden silinmeye çalışılmaktadır.

Burada amaç tarihi bir bütünsellik içerisinde ele alıp, tarihe takılı kalmaktan hamasetten öte tarih bilincini canlı tutup, 100 yıl öncesinden hedeflenen çağdaş toplum gelişimi ne aşamadadır, uygarlık yarışında durumumuz, bilimde/sanatta/ ekonomide/teknolojide neredeyiz? İleriye mi gittik, yerimizde mi saydık, geriye mi gidiyoruz? Bu sorulara cevap bulabilmek, tarihin dönüşümüne uygarlığın gelişimine ayak uydurabilmektir.

-Cumhuriyet Karşıtlığı-

Cumhuriyetin temel dinamikleri/direkleri/sütunları; “tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, laiklik” olarak nitelenebilir. Günümüz Türkiyesinde, Cumhuriyetin bu 3 temel sütunu karşısında, 3 katman (Sermaye/Siyaset/Tarikat) birlikte elele karşıtlık sergilemekte.

Sermaye sınıfı/varlıklılar, emperyalizme ve sömürüye karşı olan tam bağımsızlıktan pek hoşlanmazlar.

Otoriter/çoğunlukçu siyasetçiler, halkın doğrudan yönetime katıldığı, hesap sorabildiği, denetime açık gerçek bir özgürlükçü demokrasi içeren ulusal egemenlikten pek çekinirler.

Dinciler/ulema sınıfı olarak, din/inanç sömürücülüğüne karşı akıl ve bilime öncelik veren, inanç ve vicdan hürriyetini savunan laiklikten pek hazzetmezler.

Ve onun için bu katmanlar; Cumhuriyetin kazanımlarını mirasyedi olarak görür, kendi çıkarları için heba eder, çağdışı anlayışlara yol vererek, çağdaşlığı hedefleyen tarihsel dönüşüme sırtlarını dönerler.

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk’ü ise -devrimleri/ilkeleri/ düşünceleri- çerçevesinde içtenlikle pek sevmezler.

Gelinen noktada, ülkenin geleceği olan çocukları çağdışı bir eğitimin kucağına atarak, inanç/insan sömürüsüne yol veren zihniyet, toplumun bölünmüşlüğünü/ dağınıklığını fırsat bilerek, suskunluğundan/tepkisizliğinden cesaret bularak -laiklik/çağdaşlık karşıtı medrese eğitimi ile 1000 yıllık tersine bir zaman tünelinde- ortaçağ karanlığında doludizgin ilerlemekteler.  (25. 12. 2023)

Remzi KOÇÖZ

 


Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz