28 Haziran 2026 Pazar

ÇİN İZLENİMLERİ

‘Çin’de Lise düzeyindeki Yakınçağ ve Çağdaş Dünya Tarihi dersi için hazırlanan kitabın bir ünitesinde Atatürk'ün hayatına yer veriliyor. Emperyalizme diz çöktüren Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Çin tarihinde ve ders kitaplarında hasta adam olarak nitelendirilen bir imparatorluğu modern/bağımsız bir devlete dönüştüren büyük bir devrimci olarak büyük saygı görürken, Çin Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Sun Yat-Sen ile birlikte anılır.’ 

ÇİN İZLENİMLERİM... 
 Çin’e yolculuk gezi rotasının çok ötesinde doğu uygarlığı, binlerce yıllık kültür mirası, farklı yaşam tarzları ve doğa harikaları ile zihinsel anlamda da farklı bir deneyim oluşturacaktır. Barutun/ kağıdın/matbanın/ pusulanın keşfedildiği, tarihi İpekyolu’nun başlangıcı ve dünyanın sayılı harikalarından Çin Seddi.. 
 1.4 milyar nüfusuyla Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Çin anakarasını kuzeydoğudan (Pekin) ortasına (Şian-Cengdu), batısından (Tibet/Lhasa), ortasına (Congqing-Yichang) ve doğusuna (Şanghay) katederken; 
 Gidiş-dönüş (İst-Pekin, Şangay-İst) 20 saatlik uçak yolculuğu dışında, 6 saatlik uçakla 3 iç uçuş (Cengdu-Tibet-Congqing-Yichang-Şanghay), 8 saatlik 2 hızlı tren (Pekin-Şian-Cengdu), Yangze nehrinde cruise gemisiyle 650 km (Congqing- 3 Boğazlar Barajı) yolculuk dışında tekne ile 4 ayrı nehir/kanalda (Cengdu-Congqing-Yangze-Şanghay) 3.5 saatlik yolculuklarımız olurken, ayrıca şehiriçi-şehirlerarası gezilerde otobüsler yanında, finüküler-teleferik-şatıl vb ulaşım araçları kullanılacaktır. 
Asya’nın doğusu/uzakdoğusunda muhakkak Çin kültürünün izlerine rastlanıyor. Çin kültürünü çektiğiniz zaman onların (Japonya’nın ya da Kore’nin) bir kültürü diye bir şey yok. Zaten Çin kültürünü ayırdığınız zaman içinde onlara has hiçbir şey geriye kalmıyor. Onun için gerçek manada Çin yalnızca bugünün yükselen devinin ötesinde en büyük söz sahibinin memleketi. Onların dışında 5000 yıllık tarih söz konusu. 
 İngiliz sömürgeciliği Hindistan gibi tam işgal yerine, 19. yy başlarında Çin’i afyon savaşlarıyla ekonomik ayrıcalıklar/ kapitülasyonlarla yarı sömürge haline getirecektir. Çin’in Çing Hanedanlığı, 20.yy başlarında Dr.Sun Yat-Sen tarafından sonlandırılırken, 1911 Devrimi ile ülkedeki modernleşmenin ve cumhuriyetin önü açılacaktır. Sonrasında uzun yıllar süren iç savaşın ardından Mao Zedong liderliğindeki ÇKP, köylü sınıfı öncülüğünde 1949 Halk Devrimi ile Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurarak, komünist rejimi/prensipleri çerçevesinde büyük bir siyasi/sosyal/ ekonomik dönüşümü başlatacaktır. 
 1979'a gelindiğinde kapalı rejimin kendi düşünce yapısında birazcık konuşabilir hale gelmesi, hafif bir özgürleşme hamleleri sonrası 1989'da kitlesel çok seslilik meydanlara taşınca, öncü konumundaki gençlik asi ilan edilerek baskılanacaktır. Çok geçmeden sert rejimin yumuşama politikasıyla 1992’de Batıya açılım sağlanarak karma ekonomiye geçilecektir. 
Ne komünist ne kapitalist ekonomik sistem (serbest piyasa kurallarının, özel mülkiyetin ve kâr odaklı üretimin) kısmi sosyalist kısmi kapitalist diye tanımlanan (ÇKP merkezi planlaması ve siyasi kontrolü ile birleştirildiği) karma bir ekonomik sistem “devlet kapitalizmi/ piyasa sosyalizmi” adı altında Çin’e özel/özgü geliştirilen bir modeli uyguluyorlar. Örneğin; konut ve arsa devletin, kullanım hakkı yurttaşlara 75 yıl gibi bir süreyle satılıyor. 

 Pekin: Tiananmen Meydanı/Yasak Şehir/Çin Seddi Ülkenin başkenti ve politik merkezi olan 24 milyon nüfuslu, aynı zamanda tarihi dokusuyla da dikkat çeker. Pekin’de adım attığınız ilk andan itibaren Çin’in görkemli geçmişi sizi sarar. Gökdelenlerin yaygın olduğu başkentte en yüksek bina/kule olarak Chine Wallace Tower (518 m) şehrin her yerinden seçilebiliyor. Müzeler/tapınaklar/meydan/yasak şehir bölümleri ve birçok yere giriş için pasaportları yanımızda taşımak durumundayız. Kontrol noktaları/denetim/ asker/polis karışımı görevliler hemen hemen her yerdeler. 
Tiananmen Meydanı; Dünyanın en büyük 3. Meydanı (440 bin m2 /880 m uzunluk, 500 m genişlik). Bu meydanda 1949’da Halk Devrimi ilan edilirken, 1989'da fikrini beyan etmeye kalktıklarında tanklarla üstlerinden geçilen asi çocuklar/üniversite öğrencilerinin kanları da bu meydandaki mermerlere nakşeder. 
Yasak Şehir; Dünyadaki en geniş (720 bin m2) saray yerleşkesi, içiçe devam eden legolar şeklinde 5 kapı/avlu, 1000 bina ve 10 bin dolayında oda/ salondan oluşan 600 yıl boyunca 24 imparator yaşamış. İmparator hiçbir şekilde buradan dışarı çıkamadığı için adı yasak şehir olmuş. Yerleşik Düzen ve Çin Seddi; Dağ ve tepelerin oluşturduğu coğrafya iklimlenmeye sebebiyet verecektir. Buralar ele geçirildikten sonra da yerleşik düzen kurulup, ihtiyaçlar giderildiği için başka bir yere göç etmeleri gerekmiyor. Bulundukları yere/çevreye adapte olunca da belli bir dönem sonra uygarlık çerçevesinde ilerleme/gelişme gösteriyorlar. Bulunduğun coğrafyayı yaşanılır hale getirip belirli seviye yakalayınca ister istemez seninle aynı şansa sahip olmayan zorlu koşullarda bulunan diğer ülkeler/ komşular sendeki bu yapıya saldırıp, başardığın/kurduğun medeniyete ortak olmaya çalışırlar. İşte bu ahvalde kendilerine yönelik tehditlere/saldırılara karşı önlem alabilmek kendilerini savunma amacıyla Çin seddi inşa edilmeye başlanıyor. Bugün baktığımızda 21.000 km’yi aşmış bir ikincisi olmayan dünyanın en önemli inşalarından birisi. 

 Şian: Toprak Askerler ve Ölümsüzlük Sıvısı/Müslüman Mahallesi 
Müslüman Mahallesi; Şian, İpek Yolunun Doğu’daki başlangıç noktası olduğundan Müslüman bir nüfusu da barındırıyor. Ancak bunlar Uygur/Türk kökenli değil, ağırlıklı olarak Hui kökenli Müslüman. 
 Terracotta/Toprak Askerler; Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarını korumak için yapılan Terracotta Ordusu; 20. yy açısından önemli bir arkeolojik buluntu. Çin sınırları içinde var olan en önemli nehirlerin olduğu noktalarda akan sıvının adı civa. Başka uygarlıklar gibi doğada ölümsüzlük sıvısı diye bir şeyin peşindeler ve bunları simyayla başka bir şeye altına dönüştürebilirlerse ölümsüzlüğü elde etmiş olacaklar. Altın bilgi ve inanış olarak böyle bir ölümsüzlüğün iksiri/yöntemi/formülü. Buradaki mezarda/tümülüsün altındaki saray kompleksinin içerisinde de altın kullanılmış. 

 Chengdu: Kaya Budha / Pandalar ve Genetik 
Leshan bölgesinde nehirlerin/suyun birleşimindeki dağa oyulmuş devasa Budha heykeli Dünyanın en büyük taş Budha heykellerinden biri olarak etkileyici bir yapı. Evet buda mı dedirten farklı bir şey yapmışlar. 
 Çinliler, genetik konusunda da iddialılar. Pandayı memeli bir hayvan olarak %90 insan özelliği gösterdiğinden biyolojik/genetik araştırmalar için kullanıyorlar. İnsana/tabiata/hayvana bu aleme dair her şey, bunların tamamının en gelişmiş tesisleri/inceleme araçları/ yazılımı ve bir tür batının silikon vadileri gibi Dünyanın en yüksek teknolojisini kullanıyorlar. 

 Chongqing: Dünyanın en büyüğü/Drone-Işık Gösterisi 
Çin'in ortasındaki 44 milyonluk mega kent, gezegendeki en hızlı kent devriminin sembolü. Komünist Parti 30 yıl önce geniş kırsal alanları birleştirme ve nüfuslandırma kararı aldı; bu deney, Çin'in dünyayı yeniden şekillendirme yeteneğinin sembolü haline geldi. 
Chongqing'de her Cumartesi ve resmi tatillerde düzenlenen Drone gösterisine denk geliyoruz. Gösteriyi karadan/ meydandan /nehir kenarından izlemek 100 binleri aşan bir kalabalıkla büyük bir izdiham oluşturuyor. Gökyüzünü ekran olarak kullanıp çok renkli animasyonlarla Çin’in yarattıkları değerleri tren-otomobil-motorsiklet-gemi-köprü-yol-bina vb görsellerle seyredenleri büyülüyorlar. Ayrıca gece binaların lazerle aydınlatılması/ ışıltısı gökkuşağı tayfı gibi bambaşka bir seyir büyüsü. 
 Baktığınız zaman bütün bu betonarmenin içinde yeşili gözünüze çarpacak şekilde konuşlandırmışlar. Gökyüzünü mavi görmek çok nadir, sürekli bulutlarla kaplı ve müthiş bir nem var, yazın soluk almak güç. Dünyanın en fazla demiryolu/raylı sisteminin olduğu şehirde bina/ gökdelenlerin içerisinden geçen metrolar var. 
 Açık Hava Su Gösterisi /3 Krallık Dönemi Gösteri öncelikle 10-15 cm su dolu sahne olarak büyüleyici, stadyum tek taraflı insanlar tribünde oturuyorlar. Karşısında 5 tane sütun var o sütunlarda farklı yönler sağlı sollu yüksek yapılar kuleler var. Orada ışık gösterisi ve oyunu yönlendirilen olay var. Sahne gösteri içerisinde hareket ediyor ama onun dışında bizim oturduğumuz yerler de hareket ediyor. İnsanlar/askerler/atlar farklı figürlerle farklı dekorlarda savaş sahneleri canlandırırken sudaki dalgalanmalar/ışık yansıması farklılık katarken, havada ise tellerle kurulan akrobatik sahneden/köprülerden insanlar yere inerken farklı bir görsel oluşturmuşlar. Tabii ışıklar/seslerle birlikte konu anlatımı, sunum yanında mühendislik de ayrı bir beceri var, evet Çinliler bunu da başarmışlar. Hani barajlar/yollar/binalar/ köprüler/teknolojik ürünler yanında kültür/sanatta sahnede de varız diyorlar.

 Yangtze Nehri/Üç Boğazlar Barajı 6370 km uzunluğu ile dünyanın 3.uzun akarsuyu. Çincesi de uzun nehir demek. Çin’in batısından başlayıp ülkeyi boydan boya katederek doğuda Şangay’da denize dökülüyor. Yangtze’nin havzası Çin’in beşte birini kaplıyor ve nüfusun üçte biri bu havzada yaşıyor. 
 Çin’in en uzun nehri olan Yangtze ortalarında dünyanın en büyük barajı dev bir proje olarak Çin’in gururu. Çin 1992'de kapılarını açtıktan 2 sene sonra 1994'te başlayıp da 2016'lara kadar sürecek bir baraj inşa etmek, enerji santrali kurmak ve kendi enerji ihtiyacını buradan giderme çabası batı dünyasında olumsuz karşılanırken her yol/kanattan Çinlileri bu projeden vazgeçirmeye çabalarlar. Teknik anlamda oraya olmaz, ekosisteme zarar verir, sosyolojik olarak yaşayanlara zarar verir vb diyerek halkı kışkırtmaya çalışırlar ama Çin sonuçta burayı bitirmeyi başarıp 2016 senesinden çok önce 2008'den itibaren kullanıma açar. 

 Şanghay: Gökdelenler /İpekçilik/Su Kanalları/Gece Işıltısı 
Şanghay; gökdelenlerle dolu fütüristik/ gelecek silueti, tarihi kolonyal mimarisi, zengin alışveriş caddeleri ve meşhur sokak lezzetleriyle öne çıkan küresel bir metropol. Şangay, Çinlilerin büyük liman şehri. Burası birnevi İstanbul’a benziyor. Çin’in en modern yüzü ve kozmopolit yaşamının simgesi ve Doğu’nun incisi olarak adlandırılan Şanghay, tarihin esirliğini geride bırakarak bugünkü enerjiyi/sinerjiyi yaratmış oluyor. 
 Şanghay’ı gezerken gökdelenlerden başımız dönüyor. Aslında Huangpu Nehri boyunca bir tekne gezisi ile gece ışıklandırılmış halini görünce dahada başımız dönecek. Şanghay’da diğer şehirlere nazaran neredeyse 3 kat bir trafik var, İstanbulvari her daim gıdım gıdım gidiyor. 
Şanghay'da Suyolu olarak da adlandırılan otantik kanalların olduğu eski köyler tamamen Venedikvari bir turistik bir alana dönüştürmüşler. Adamlar Avrupa’yı da taklit etseler müthiş bir şey yapmışlar tarihi turizmle örtüştürüp ülkeye kazanç/ katkı sağlamışlar. 
 Şangay’daki banka/sigorta/gümrük gibi İngiliz sömürge devletinin konuşlandığı binaların hüzünlü bir hikayesi var: “Köpekler ve Çinliler giremez.” Bina girişlerindeki pirinç plakalardaki bu yazı; İngilizlerin kibir/küstahlığının/hadsizliğinin zirve noktası. 
 Çinliler 100 yıllık bu aşağılanmayı 1949’da Çin Halk Devrimi ile sonlandırıp, Batılılar/iş insanları ticaret limanı olana Şangay’a doğrudan uçak ile inemiyorlar önce Pekin’e gelip oradan Şangay’a geçebiliyorlardı. Yani gümrüğü oraya koymayıp ve kendine özgü zorlayıcı bir sistem uygulamışlar. Taki 1992’deki açılıma kadar Pekin üzerinden Şangay’a gelebileceklerdir. 
Hong Kong gibi İngilizlere 99 yıllığına kiralanan yerler sonuçta Çin’e bağlanırken, geriye Tayvan’ın anakaraya dahli kaldı. Japonya batının desteği ile mucize gerçekleştirip teknolojik atılımlar yaratarak öne geçse de, Çin mucizesi zamana yayılarak gerçekleşecekti. Çinliler birnevi Japonları takip ve batıyı taklit ederek, teknolojik ne varsa sırasıyla önce kopyalarını yaptılar bugün artık kendi markalarıyla piyasadalar. 
 İpek, ipekyoluyla dünyanın öbür ucuna kadar ulaştırılıyor. Roma imparatorluğunda bile ipek giyiliyor. Çin kendi dışında tüm dünyaya yetecek bir üretim gerçekleştiriyor. Ruslar, gizli kapaklı öğrenip sonra da bunu Osmanlı devletine teklif ediyorlar ve bizde de Bursa bölgesinde ipekböceği yetişmeye başlıyor.

 Heryer Çarşı Pazar / Alışveriş Çarşıları Çin’in değişik yerlerinde dükkanlarda/ standlarda satılanlar bir şekilde insanı dürtse de çoğu uyduruk şeyler. Heryer çarşı pazar, alışverişe doymak diye bir şey yok gerçekten, yani alıyorsun/alıyorsun/ alıyorsun.. 
Şangay/Puddam/A.P. Plaza yeraltı çarşısı; ne ararsanız/sorsanız orada var denilebilecek bir yer, bunun benzeri dünyada yok gibi. Elektronik/aksesuar/ ayakkabı/tekstil vb eşyalar orada. Beğendiğiniz kumaştan size elbise dikip verebiliyor, anında gözlük yapıyor gibi bunların sınırı yok. Fiyat/pazarlık konusu sizin becerinize kalmış. Bu çarşıya gelip aynı ürünün farklı sunumunu görünce bunu kavramış oluyoruz. Yinede ticari açıdan 3 aşamalı paket var. Taklit/iyi taklit/replik. Sizi kandırmaya ihtiyacı da yok zaten. Siz kesenize göre karar veriyorsunuz.

 Tibet: Dünyanın Çatısı/Budizm 
Tibet, Budizm’in merkezi konumunda Hindistan-Çin arasında Himalayaların eteklerinde köprü konumunda bir yer. Budistlerin din devletinin yönetim merkezi ibadet yerleri bir diğer adıyla dini liderleri Dalai Lama’nın sarayı olarak Vatikan/Kudüs/Kabe gibi kutsal bir mekan. İnsanlar ritüellerini yüzyıllarca devam ettirerek bugünlere gelmişler. İnanç uğruna acı/çile çekme genç/yaşlı demeden senkronize olarak gerçekleştiriliyor. Dünyanın çatısı olarak da adlandırılan Tibet, Asya'nın "Su Kulesi" olarak anılır. Bazı büyük nehirlerin kaynağı Tibet Platosundadır. 
Tibet Özerk Bölgesi’nin başkenti Lhasa, Himalayaların kalbinde 3.600 m rakıma kurulmuş mistik havasıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor. 
 Tibet için ayrı bir vize talep ediliyor. Zaten grup/ekip dışında pek vize verilmiyor. Onun için Tibet’e geliş Çin’den ayrı bir formalite ve zorluklar içeriyor. Havaalanından dışarı çıktığımızda ilk işimiz dağları ardımıza alıp bulutlara yakın güzel manzaralar resimliyoruz. 
 Rehberimiz tarafından öncelikli olarak yükseklik adaptasyonu için yavaş bir tempo izlememiz gerektiği uyarısı çerçevesinde ayrıntılı bilgilendirmeler yapılır. (Hareketlerinizi/yürümenizi yavaşlatıp, adrenalinden/efordan kaçınıp kendinizi rahat hissetmeye çalışın. Mümkün olduğunca suyla az temas, yani vücutta kan devrini hareketlendirecek şeyler yapmamaya çalışın.) 

 Yeme-İçme Kültürleri 
Yemek sosları/kokuları, çorbadan yoğurda yiyecekler ya acı baharatlı yada tatlı. Tropikal meyveler ise tatsız. Peynir-zeytin-ekmek kültürleri yok, soya ve pirinç çeşitliliği (noodle-makarna vd) üzerine yaşamları kurulu. Restoranlarda 8 kişilik yuvarlak masalara dağılıp, dönen sofra şeklinde yemek yiyoruz. Yiyecekler sahan/tas/tencere gibi kaplarda (pilav-salata-makarna-sebze-çorba-et/tavuk/ deniz ürünleri ve meyve) ortadaki platforma geliyor. Servisimizi platformu döndürerek sırayla alıyoruz. Değişik bir usul olsa da bizim karavananın farklı bir versiyonu. Yemek yanında içecek olarak bira ve yeşil çay alıyoruz. Masalarda tahta çubuk kaşıklarda mevcut.

 ‘Anlatmaktan öte görmek ve yaşamak gerek.’ 
Çinlilerin eğitim sistemi arı-karınca karması, -bu iki hayvanın çalışkanlığı/üreticiliği/verimliliğini kendilerine örnek alan- bir nesil yetiştirme çabaları sonuç olarak; uygarlık açısından barut/kağıt/ matbaa/pusula vb tarihte çok şeye imza attıkları gibi günümüzde de Dünya çapında başarılara da ulaşmışlar. Bu açıdan Çinlilerin bu başarılarını kıskanmamak elde değil. 
Doğayı korumakla kalmamışlar. Tarım alanlarını -çok modern tarım gereçleri olmasada- organik olarak kullanmaya devam ederken, bizim gibi etinden/yağına/ sütüne/balına kadar sahte/hileli/ hormonlu gıda sorunları yok. 
 İnsan hakları ihlalleri görülse de demokrasileri aksak da olsa, seküler yaşamın benimsendiği, dinin siyasetin merkezi olmadığı, en önemlisi kadınlara/çocuklara/hayvanlara şiddetin hoşgörülmeyip ağır yaptırımlarının olduğu bir ülke. 
 Nereye elinizi atsanız orada varlar ve hemen hemen her alanda iddialılar. Dünyanın hemen hemen her yerinde, her alanda olduğu gibi özellikle teknolojik alanda da “Made in China” damgasının küresel bir markaya dönüştüğü yadsınamaz. Çin mucizesi bu olsa gerek. Devasa coğrafyada tipolojik olarak farklılıkların olması doğal. Bizim onları yek parça görmemiz gibi onlar da bize hepimizi birbirimize benzetiyor. Hep izlediğimizin aynısınız diyorlar. İri yapılı olanlara Hançinlisi deniyor. Başka bölgelere geçildiğinde buradaki insanlara hiç benzemedikleri görülünce, o zaman Çinlilerin hepsi aynı değilmiş diyebileceğiz.

 Diğer İzlenimler / Gözlemler
 -Çinliler kendilerini Congua, Dünyanın merkezi olarak adlandırlarken, bizleri Türk (Tu-ar-çi-ren) - Türkiye (Tu-ar-çi) olarak adlandırıyorlar. Türk kökenli yöneticiler Kaan-İmparator olarak anılmışlardır. Doğu Türkistan’da yaşayanlar Asya’da ilk Türk devletini kuran Uygurların torunlarıdır.   
 -Çin’de dünyada yaygın olarak kullanılan tüm sosyal medya platformları engelli. Hepsi için kendi seçeneklerini yaratmış, kendi güvenlikleri için sistem oluşturmuşlar. Çin’e ayak basar basmaz bir sim kart ya da e-sim edinirseniz, onların bir kısmı içinde VPN yüklü olarak geliyor ve sorunsuz bir şekilde telefonunuzu kullanabiliyorsunuz. 
-Konuşmalar yükses sesle ve biraz kaba ama şiddete dönüşen kavga/küfür yok. Genel yapıları sakin ve saygılılar.
 -Yabancılarla diyalog (where are you from-what is your name), resim çekilme, temas gibi tipik Anadolu sıcaklığında insanlar. 
-Halk/Umumi Tuvalet (Public toilet/ Restroom) ücretsiz ve temiz. Tuvaletmatik bile var! 
-Ciddiler, Çalışkanlar, Sorumluluk sahibiler, İşlerini düzgün yapmaya çalışıyorlar. 
-Disiplin yaşamın her alanında görülüyor. 
-Ve hayatın her alanında iddialılar 
-Yukardakiler dışında Buda mı dediğimiz çok şey gördük/gözlemledik… 

 Sonuç olarak: Çin; tarihiyle, eşsiz doğasıyla/coğrafyasıyla gezilmeye/ görülmeye değer devasa bir ülke. Saygı/sevgi/selamlarımla... 
 (26. 06. 2026) 
Remzi Koçöz

Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz