‘20. yy’da Latin/Güney Amerika ABD’nin arka bahçesi, Dünya’daki heryer ise İngilizlerin kendi bahçesi idi. 21. yy’da bu değişti. Artık Dünyanın heryeri ABD’nin bahçesi…’
MONROE DOKTRİNİ VE CONDOR PLANI
Bundan
200 yıl kadar öncesinde 19. yüzyılın ilk çeyreğinde (1823) ABD Başkanı James
Monroe tarafından Kongre'ye sunulan ABD'nin dış politikasına ilişkin "Amerika
Amerikalılarındır" sloganıyla örtüşen ve zamanla "Amerika kıta olarak kuzeyiyle/güneyiyle ABD'nindir" manifestosuna
dönüşen Doktrini, “Anti-koloniyalizm / Karışmazlık / Ayrı Etki Alanları / Kabuğuna
Çekilme” 4 temel prensip üzerine inşa edilmiştir.
ABD'nin
küresel duruşunu/yayılmasını uzun yıllar boyunca şekillendiren bu Doktrin, Avrupa’nın
Amerika kıtasındaki hegemonyasının Latin dünyasında yeni kutsal ittifaklarla
yenilenme eğilimi ile Rusya'nın
Alaska'dan güneye, kıtanın kuzeyine doğru genişleme niyetlerine karşı bir
güvenlik kuşağı oluşturarak nüfuz alanını koruma kalkanı içerisine alacaktır.
Zaten 20. yy çeyreğinde de güç eski dünyadan yeni dünyaya geçecek İngilizlerin
yerini 100 yıl içerisinde ABD devralarak 21. yy çeyreğine değin dünyanın yeni
efendisi olacaktır. Bu doktrin Güney/Latin ülkelerinde ABD/kapitalizm/ liberalizm
karşıtı yeni rejimlerin oluşmaması vede Soğuk Savaş sürecinde ideolojik savaş
çerçevesinde Sovyetlerin Batı Yarımküre çevresinde yayılmasını engellemek için
kullanılmıştır. ABD Küba’nın ardından Vietnam çıkmazı sonrası yeni Kübalar
oluşmaması için Latin dünyasında ardı ardına askeri darbelerle gücünü
pekiştirecek, Condor planını devreye sokacaktır.
Condor Planı / Akbaba Operasyonu (*)
1970'li
yılların ortalarında Latin/Güney Amerika’daki diktatörlüklerin ABD/CİA
desteğiyle uygulamaya koyduğu operasyondur. Salvador Allende seçimle
iktidara geldiğinde (Şili-1973); ABD yönetimi; "Mesele Şili halkının oylarıyla verecekleri karara terk
edilemeyecek kadar önemli. Yanı başımızdaki bir ülkenin halkının sorumsuzluğu
yüzünden komünizme kaymasını elimiz kolumuz bağlı izlemek anlamsız"
diyecektir.
ABD
Dışişleri bakanı Henry Kissinger; ABD merkezli darbelerin
öncüsü/ideoloğu/uygulayıcısıdır. Onun başkanlığında 1970’lerde 40’lar meclisi
toplanarak, Şili’deki siyasi gelişmelere dikkat çekecek, Domino teorisi
korkusu/endişesiyle; “Şili 2. Küba’mız
olur, kenarda oturup seyredemeyiz, halkı özgür iradesine bırakamayız”,
denilerek bir yandan karşıt propaganda/para (ABD/CİA Şili için 8 milyon $
harcayacaktır), diğer yandan gladio/kontrgerilla aracılığıyla toplumların
gelişimlerine dış müdahaleler geliştirilecektir.
(Zaten Şili öncesinde: Paraguay/1954,
Brezilya/1964, Arjantin/1966, Uruguay/1971, Bolivya/1973 ülkelerinde askeri
darbeler sonucu ordu yönetimlere el koymuştu.)
Seçimlerin
sonucunu değiştirme, sosyal yapıyı etkileme ve demokrasiyi manipüle etme
sonrasında darbeler ile iktidara el koyma süreçleri yaşanır. Ve güney/Latin
Amerika’da ters domino etkisi sonucu oluşan CİA destekli diktatörler döneminde;
Cuntalar emrindeki ölüm mangaları: ölümler/ sabotajlar/suikastler/infazlar
gerçekleştirilir.
1975
yılında ise bu ülkelerin temsilcileri Şili/Santiago’da toplanıp devrimci/muhalif
örgütlenmeleri yok etmek için birlikte hareket etme kararı alırlar. Bu ülkeler
sadece birbirlerinin sınırlarındaki muhalifleri yakalamakla kalmayıp, dünyanın
çeşitli yerlerine dağılmış muhalifleri de yakalayıp yargısız infazlarla yok
edeceklerdir.
Yaklaşık
50.000 ölü, 30.000 kayıp ve 400.000 tutuklu vardır. Kayıplar ağırlıklı olarak
helikopter/uçaklardan atılan insanları kapsamakta, o günlerde gökyüzünden ölüler/ölümler
yağmaktadır.
Demokrasi/insan
hakları şampiyonu/öncüsü ABD, insanların en temel hakkı olan yaşam hakkını yok
sayacak, Soğuk savaşta kirli bir hesaplaşma sonucu binlerce insan öldürülürken
sorun teşkil etmeyecektir.
Sonuçta; Akbaba operasyonları 1975-1983 yılları arası yürütülecek, sonrasında dünyanın farklı coğrafyalarında da yeni stratejiler devreye sokulacaktır.
Soğuk
savaş sürecinde 1975-85 yılları arasında yeşil kuşak ülkelerinde de Latin/Güney
Amerika benzeri bir süreç yaşanırken, Türkiye’de de 70’li yıllar siyasi/ekonomik
açıdan istikrarsız yıllardır. Toplumsal açıdan olaylar/çatışmalar ile ölümler
artarak iç savaş boyutuna ulaşılmış, muhtıra/darbe şeklinde demokratik yaşama yönelik
askeri müdahaleler gerçekleştirilmiştir.
Peki
tüm bu yaşananların/gelişmelerin ardından Diktatörlerin akıbetleri nasıl sonlanmış,
Ülkeler
ise nasıl bir seyir izlemiş, nerelere savrulmuşlardır?
(*) Kaynakça: Prof. A. Kasım Han-Burak Küntay; “Condor Planı”, Tarih TV/ Nereden Nereye)
(18 Ocak 2026)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder