18 Ocak 2026 Pazar

TARİHTEN -Tarih Sayfalarından- NOTLAR - 37

 

‘20. yy’da Latin/Güney Amerika ABD’nin arka bahçesi, Dünya’daki heryer ise İngilizlerin kendi bahçesi idi. 21. yy’da bu değişti. Artık Dünyanın heryeri ABD’nin bahçesi…’

MONROE DOKTRİNİ VE CONDOR PLANI

Bundan 200 yıl kadar öncesinde 19. yüzyılın ilk çeyreğinde (1823) ABD Başkanı James Monroe tarafından Kongre'ye sunulan ABD'nin dış politikasına ilişkin "Amerika Amerikalılarındır" sloganıyla örtüşen ve zamanla "Amerika kıta olarak kuzeyiyle/güneyiyle ABD'nindir" manifestosuna dönüşen Doktrini, “Anti-koloniyalizm / Karışmazlık / Ayrı Etki Alanları / Kabuğuna Çekilme” 4 temel prensip üzerine inşa edilmiştir.

ABD'nin küresel duruşunu/yayılmasını uzun yıllar boyunca şekillendiren bu Doktrin, Avrupa’nın Amerika kıtasındaki hegemonyasının Latin dünyasında yeni kutsal ittifaklarla yenilenme eğilimi ile  Rusya'nın Alaska'dan güneye, kıtanın kuzeyine doğru genişleme niyetlerine karşı bir güvenlik kuşağı oluşturarak nüfuz alanını koruma kalkanı içerisine alacaktır. Zaten 20. yy çeyreğinde de güç eski dünyadan yeni dünyaya geçecek İngilizlerin yerini 100 yıl içerisinde ABD devralarak 21. yy çeyreğine değin dünyanın yeni efendisi olacaktır. Bu doktrin Güney/Latin ülkelerinde ABD/kapitalizm/ liberalizm karşıtı yeni rejimlerin oluşmaması vede Soğuk Savaş sürecinde ideolojik savaş çerçevesinde Sovyetlerin Batı Yarımküre çevresinde yayılmasını engellemek için kullanılmıştır. ABD Küba’nın ardından Vietnam çıkmazı sonrası yeni Kübalar oluşmaması için Latin dünyasında ardı ardına askeri darbelerle gücünü pekiştirecek, Condor planını devreye sokacaktır.

Condor Planı / Akbaba Operasyonu (*)

1970'li yılların ortalarında Latin/Güney Amerika’daki diktatörlüklerin ABD/CİA desteğiyle uygulamaya koyduğu operasyondur. Salvador Allende seçimle iktidara geldiğinde (Şili-1973); ABD yönetimi; "Mesele Şili halkının oylarıyla verecekleri karara terk edilemeyecek kadar önemli. Yanı başımızdaki bir ülkenin halkının sorumsuzluğu yüzünden komünizme kaymasını elimiz kolumuz bağlı izlemek anlamsız" diyecektir.

ABD Dışişleri bakanı Henry Kissinger; ABD merkezli darbelerin öncüsü/ideoloğu/uygulayıcısıdır. Onun başkanlığında 1970’lerde 40’lar meclisi toplanarak, Şili’deki siyasi gelişmelere dikkat çekecek, Domino teorisi korkusu/endişesiyle; “Şili 2. Küba’mız olur, kenarda oturup seyredemeyiz, halkı özgür iradesine bırakamayız”, denilerek bir yandan karşıt propaganda/para (ABD/CİA Şili için 8 milyon $ harcayacaktır), diğer yandan gladio/kontrgerilla aracılığıyla toplumların gelişimlerine dış müdahaleler geliştirilecektir.

(Zaten Şili öncesinde: Paraguay/1954, Brezilya/1964, Arjantin/1966, Uruguay/1971, Bolivya/1973 ülkelerinde askeri darbeler sonucu ordu yönetimlere el koymuştu.)
Seçimlerin sonucunu değiştirme, sosyal yapıyı etkileme ve demokrasiyi manipüle etme sonrasında darbeler ile iktidara el koyma süreçleri yaşanır. Ve güney/Latin Amerika’da ters domino etkisi sonucu oluşan CİA destekli diktatörler döneminde; Cuntalar emrindeki ölüm mangaları: ölümler/ sabotajlar/suikastler/infazlar gerçekleştirilir.

1975 yılında ise bu ülkelerin temsilcileri Şili/Santiago’da toplanıp devrimci/muhalif örgütlenmeleri yok etmek için birlikte hareket etme kararı alırlar. Bu ülkeler sadece birbirlerinin sınırlarındaki muhalifleri yakalamakla kalmayıp, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış muhalifleri de yakalayıp yargısız infazlarla yok edeceklerdir.

Yaklaşık 50.000 ölü, 30.000 kayıp ve 400.000 tutuklu vardır. Kayıplar ağırlıklı olarak helikopter/uçaklardan atılan insanları kapsamakta, o günlerde gökyüzünden ölüler/ölümler yağmaktadır.

Demokrasi/insan hakları şampiyonu/öncüsü ABD, insanların en temel hakkı olan yaşam hakkını yok sayacak, Soğuk savaşta kirli bir hesaplaşma sonucu binlerce insan öldürülürken sorun teşkil etmeyecektir.

Sonuçta; Akbaba operasyonları 1975-1983 yılları arası yürütülecek, sonrasında dünyanın farklı coğrafyalarında da yeni  stratejiler devreye sokulacaktır.

Soğuk savaş sürecinde 1975-85 yılları arasında yeşil kuşak ülkelerinde de Latin/Güney Amerika benzeri bir süreç yaşanırken, Türkiye’de de 70’li yıllar siyasi/ekonomik açıdan istikrarsız yıllardır. Toplumsal açıdan olaylar/çatışmalar ile ölümler artarak iç savaş boyutuna ulaşılmış, muhtıra/darbe şeklinde demokratik yaşama yönelik askeri müdahaleler gerçekleştirilmiştir.

Peki tüm bu yaşananların/gelişmelerin ardından Diktatörlerin akıbetleri nasıl sonlanmış,

Ülkeler ise nasıl bir seyir izlemiş, nerelere savrulmuşlardır?

(*) Kaynakça: Prof. A. Kasım Han-Burak Küntay; “Condor Planı”, Tarih TV/ Nereden Nereye)

(18 Ocak 2026)

 Remzi KOÇÖZ









Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz