6 Nisan 2024 Cumartesi

GEZİ GÜN(LÜK)LERİ - 1

           “Ne yatmısan bu toprağa baş göyüp

            Galh, elinin gabarını ovuşdur

            Bu divara kim bir hırda daş goyub

            Azadlıgın galasına govuşup.”

            Firuze Memmedli (“Azadlıg Yollarında”)

 

DOĞU ANADOLU ve AZERBAYCAN / NAHÇIVAN GEZISI

Erzurum - Ağrı - Iğdır

1999 yılının Ramazan Bayramı ile okulların sömestr tatili birleşince bizde Ailece (Şükran-Duyunç-Ben) bu fırsatı Doğu Anadolu gezisi olarak değerlendirdik. 19 Ocak 1999 günü Ailece (09 UF 009 plakalı Opel Vectra otomobilimiz ile) Erzurum ilinden Pasinler-Köprüköy-Horasan-Eleşkirt üzerinden Ağrı iline ulaştık. Bu güzergahta Aras nehri yanında karlarla örtülü dağlık/engebeli bir arazi yapısı beyazlara bürünmüş olarak bizlere eşlik eder. Ağrı'da görevli devre arkadaşım Murat T.'leri ailece ziyaret ve öğle yemeği sonrası Taşlıçay üzerinden Doğubeyazıt'a geçtik Hava kararmadan İshakpaşa Sarayını ve ilçe merkezini dolaşıp ilçe emniyet müdürlüğünü ziyaret etmemizin ardından gece Ararat otelde kaldık.

20 Ocak günü sabah Doğubeyazıt ilçesinde kaldığımız otelden ayrılıp İran sınırındaki Gürbulak Kapısı, Meteor çukuru, Telçeker Köyü sınırlarındaki Nuh'un gemisi denilen bölgeleri gezdikten sonra Doğubeyazıt'a dönerek pasajları gezip alış veriş yaptık. Doğubeyazıt’tan öğleden sonra ayrılarak Ağrı dağı eteklerinden Iğdır’a geçtik. Bu arada Ağrı dağının şapka giymiş, bulutlu ve bulutsuz halini günboyu faklı açılardan resimledik. Iğdır'da görev yapan emniyet amiri kardeşimiz Şerafettin-Dilek B. ailesi ile buluşup hava kararmadan Iğdır içerisindeki çarşıları, Ermenistan ile sınır olan Alican kapısını gezip, gece misafirleri olduk. Iğdır stratejik bir bölgede olması nedeniyle Ardahan ile ayni zamanda Kars ilinden ayrılıp il statüsüne kavuşsa da henüz ilçe görünümden kurtulamamış.

 

            Nahçıvan

          Nahçıvan, Kafkasya’nın güneyinde Azerbaycan toprakları içerisinde yer alan bu özerk cumhuriyetin yüzölçümü 5.500 km2. Batısında Türkiye, kuzeyinde ve doğusunda Ermenistan, güneyinde ise İran yer alıyor. Aras nehrinin, İran’la doğal sınırı oluşturduğu bu özerk cumhuriyetin başkenti ise aynı isimli Nahçıvan şehri. Şehrin nüfusu 70-80.000, Nahçıvan özerk cumhuriyetinin toplam nüfusu ise 300.000 civarında. Nahçıvan’ın en önemli şehirleri ise Ederek, Culfa, Şerur, Ordubad, Şahvuz ve Babek. Nüfusun tamamına yakın bir kısmını Azerî Türkleri oluştururken, az sayıda Rus ve Ermeni azınlık olarak bulunmaktadır. Ülkenin para birimi Manat (1 Manat 34 TL).

            Nahçıvan, MÖ1500 yıllarına kadar uzanan çok eski ve köklü bir tarihe sahiptir. Bölge, 13-19. yüzyıllar arasında İran egemenliğinde kalmış. Sonrasında 1828’lerde Rusların yönetimine giren Nahçıvan, 1924 yılında Özerk Cumhuriyet statüsünü kazanmış. Soğuk savaş sonrası 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından eski bir Sovyet cumhuriyeti olarak bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan Cumhuriyeti'ne özerk bir yapıda bağlanmış.

            Nahçıvan'ın soğuk savaş sonrası Azerbaycan'ın yönetiminde etkisi yüksektir. Nahcıvan kökenli siyasetçiler ardarda Azerbaycan siyasetinde önemli görevlere gelirler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Haydar Aliyev'in bu görevi öncesinde Nahçıvan Meclis Başkanı imiş. Nahçıvan şehrinde gezerken birçok yerde Haydar Aliyev adına yazılmış yazılar görüyoruz.

            Nahçıvan’da ekonomi, esas itibariyle tarıma dayalı. Küçük baş hayvan/koyun besiciliği oldukça gelişmiş. Nahçıvan bu açıdan, Dünyanın en değerli halılarını üreten Azerbaycan'ın halıcılık için gerekli olan yün üretiminin büyük bir bölümüne ev sahipliği yapar. 

Türkiye’nin en kısa kara sınırı (12-13 km) olan komşusu, Azerbaycan/Nahçıvan Bölgesi. Ermenistan ile İran arasında sıkışmış bu bölge Iğdır ile komşu. Nahçıvan sınırının zamanında Atatürk tarafından “bizzat kendi parasıyla” İran’dan satın aldığı topraklardan oluştuğu ve Türk dünyasına açılan tek kapımız.

         21 Ocak 1999 günü Aralık-Dilucu sınır kapısından Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk bölgesine 2 aile (kızlarımızla birlikte toplam 6 kişi) olarak bizim aracımız ile geçmek üzere ilginç bir güzergah kullanıyoruz. Nahçıvan'a giriş kapısı olan Dilucu/Sederek kapısına gelmeden önce yolun solu Ermenistan, sağı İran önünüz Nahçıvan bulunduğunuz yer Türkiye toprakları güneyimizde ise Ağrı dağının heybeti. Ailecek ilk kez Türkiye’nin kara sınırlarından bir yurtdışı topraklarına geçiş yaparken pasaportlarımız ilk kez işlem görüyor. Coğrafya ayni fakat Aras nehri ülkeleri birbirinden ayırıyor. Aras üzerindeki Hasret köprüsünü tanker konvoyları arasından geçerek Nahçıvan topraklarına geçiyoruz. Sınırdan 30-35 km ileride bulunan Nahçıvan özerk bölgesinin önemli şehirlerinden biri olan Şerur kentine varıp milletvekili ve aynı zamanda gümrük müdürü olan Mübariz P.'un konağına misafir oluyoruz. Yol boyunca bizi durduran (elinde değnek, kafasında şapka, üzerinde eski bir üniforma bulunan ne olduğu belirsiz) kişilere Mübariz beyin misafiri olduğumuzu belirtince bizlere herhangi bir şey sormadan yol tarif edip gönderdiklerine şahit oluyoruz. Yoksa diğer türlü hukuk düzeni oturmamış bir toplum yapısında ne tür bir şeyle karşılaşacağınızı tahmin etmeniz güç. Ortaçağ dönemlerini anımsatan bir şatoya misafir oluyoruz. Bahçesinde havuz ve hayvanat bahçesi yanında değişik çiçek ve bitkilerin oluşturduğu bir botanik müzesi görünümü karşımıza çıkıyor. Konağın içerisi ahşap malzeme ile modern bir şekilde dizayn edilmiş üç katlı bizdeki tripleks denilen villalara benziyor. İçerisinde çalışma ve spor odaları da bulunuyor. Anlayacağınız yokluk içerisindeki Nahçıvan da bu tür yaşantı ancak bir veya iki kişiye nasip olabiliyor. Mübariz'in eşi bizleri karşılarken yanında en küçük oğulları ona eşlik ediyor. Bizim coğrafyanın bir uzantısı olarak evin hanımı bizlere kavhe ikramının ardından çay ve aperatif birşeyler ikram ediyor. Bu esnada Mübariz'in küçük oğlu ile diyaloğu dikkatimizi çekiyor. Büyük adam gibi onunla konuşmasının ardından yarım bir güreş tutuyorlar. Daha doğrusu 1-2 judo hareketi ile oğlu ile bize bir gösteri yapıyor. Ardından bize evi gezdirirlerken bodrum katının tamamen spor salonu olarak dizayn edilmesi bizleri şaşırtıyor: Judo/güreş minderi, boks çuvalı, barfiks, kombine şeklinde alet ve edavatın oluşturduğu kompleks dışında bilardo ve pinpon masası ile sauna/fin hamamı konuşlandırılmış.

            Hanım ve çocuklar konakta kalıp biz erkekler (Mübariz-Şerafettin-Ben) birlikte şehre kurmuş olduğu spor kültür merkezine geçiyoruz. Orada İran'dan gelen misafirlerle birlikte yemek yedikten sonra spor merkezine geçiyoruz. Şerur'un gençleri için güzel bir imkan. Ayrıca aynı kentte sanat merkezinin (müzik-tiyatro) bulunduğunu öğreniyoruz. Mübariz bey pinpon da beni ve Şerafettin'i sol eliyle oynayarak yeniyor. Kendisinin üç fakülte mezunu, milli boksör olma dışında darbe sırasında Aliyev'in yakın korumalığını yaptığından vefa borcu olarak kontenjandan seçilen 5 milletvekilinden birisi olduğunu öğreniyoruz. Aynı zamanda bu kişilerin milletvekilliği yanında diğer görevlerinin de devam etmiş olduğunu görüyoruz. Sonuç olarak geniş bir aile yapısına sahip olan Mübariz'in yanında sayıları yüzü bulan insanlara tarım arazilerinde iş verdiği, gümrük geçişlerinde söz sahibi olduğu, sınır ticaretinde de hakimiyetin kendi denetiminde olması, kardeşlerinin de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in yakın korumasında bulunması, Aliyev’in de diğer başkanlar gibi Nahçıvan kökenli olması Mübariz'i bu bölgede feodal bir otorite haline getirmiş.

Öğleden sonra Şerur Vilayet binası ve ana caddeyi gezip Mübariz'in konağına dönüp bizim hanım ve çocukları alarak Mübariz'in kullandığı Audi marka otomobil ile Şerur şehrinden 60 km daha içeride bulunan Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinin merkezi olan Nahçıvan kentine yol alıyoruz. Yolların bozukluğu bize anayol yapıldıktan sonra tali yol haline dönen Türkiye'deki stabilize yolları anımsatıyor. Mübariz'le birlikte otomobilde 5 büyük olmak üzere 7 kişiyiz. Ben aracın sol arka koltuğunda oturuyorum. Çocuklar ise hanımların kucaklarında. Şerafettin önde Mübariz'e eşlik ederken Mübariz ise bizi adeta uçuruyor. Otomobilin konforundan ve süratinden dolayı yolların bozukluğunu pek hissetmiyor, neredeyse yarım saatte başkente ulaşıyoruz. Nahçıvan, Şerur'a göre daha bir şehir konumunda, büyük bir kent olarak görünüyor. Aras nehri ise burada da bizi yalnız bırakmayıp şehrin güneyinden akıp geçerek Hazar Gölü/Denizine kavuşuyor. Şehrin merkezinde bir derenin içerisinde bulunan Kızlarpınarı da bir yeşil alan bir mesire yeri olarak dikkat çekiyor.

Nahçıvan kentinde şehitler abidesi, tarihi anıtlar ve ana bulvarları gezerken bolca resim çekiliyoruz. Blok/bitişik apartmanlar, Sovyetler döneminin değişmeyen yerleşim manzarası (daha sonraki yıllarda Gürcistan ve Rusya gezisinde bu tür yapıları bolca göreceğim. Şehir tarihi bir kent olmasına rağmen Sovyetlerden ayrıldıktan sonra biraz bakımsız kalmış. Güzel bir restorasyonla -tabiki mali külfeti gerektiren bir gayretle- daha güzel bir kent konumuna kavuşabilir.

Azerbaycan-Ermenistan arasında bulunan Karabağ Sorunu nedeniyle iki ülke arasında savaş yaşanır. Bu savaş esnasında yaşamını kaybeden Azeriler için şehir merkezinde çok görkemli şehitlik ve şehitler anıtı yaptırılmış.Şehitlik yakınında 13-14. yüzyıllardan kalan bir saray ile İran kültürünü yansıtan Mümine Hatun türbesi günümüze değin korunmuş. Ayrıca meydan ve bulvarlarda yaygın olarak Sovyet döneminden kalma heykeller görülüyor. (Türkçülük hareketinin öncülerinden Hüseyin Cahit Beyin de son derece gösterişli bir anıt mezarı şehir merkezine yapılmış.)

            Rus ve Azerbaycan televizyon kanalları yanında özellikle TRT yayınları olmak üzere Türkiye’deki televizyon yayınlarının da çanak antenlerle rahatlıkla izlenebildiğini öğreniyoruz. Eğitim açısından Nahçıvan Devlet Üniversitesi bölge için önem arzediyor.

Nahçıvan'da bir gazinovari yerde akşam yemeği aperatif birşeyler yiyip çayımızı içerek önemli alış veriş merkezlerine uğrayıp Nahçıvan hatırası olarak bir şeyler alıyoruz. Bu esnada Mübariz bey bizlere Nahçıvan şehrinden Bakü'ye akşam kalkacak uçakla gidip Bakü'yü gezip ertesi günü kalkacak uçakla dönmeyi önerir. Bizler için bu teklif cazip olsa da izin ve güvenlik nedeniyle Mübariz'e teşekkür ederek inşallah başka bir zaman diyoruz. Nahçıvan'la Azerbaycan arasında Karabağ sorunu nedeniyle karayolu ulaşımı yok. Ancak havayolundan gidilebiliyor. Havayolu da ne kadar güvenli! Antonov tipi eski Rus uçaklarına yolcularla birlikte koyun-keçi gibi küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanlarının da bindirildiğini duymuştuk. Neyse biz VİP olarak uçacaksak da böyle bir maceralı yolculuğa katılmıyoruz. Bakü'nün ardından Mübariz'in Şerur'da misafir olmamız önerisine de teşekkür ederek -akşam gümrük kapısının belirli bir saatte kapanması nedeniyle- Türkiye'ye dönüş için yardımcı olmasını istiyoruz. Mübariz o konu kolay diyerek bize güvence veriyor. Nahçıvan'dan yine Mübariz'in aracıyla aynı yoldan bu kez karanlıkta Şerur'a geri dönüyoruz. Şerur'da Mübariz'in ailesi ve çocukları ile vedalaşıp bizler kendi aracımızla Mübariz'in kullandığı aracın arkasından bu kez karanlıkta sınıra gümrük kapısına doğru Dilucu kapısına geçiyoruz. Mübariz Bey bizim pasaport işlemlerimizi elden takip ederek bizi Hasret köprüsünden Türk topraklarına uğurluyor. Azerbaycan Nahçıvan özerk bölgesi topraklarında 6 saatlik bir gezi yoğunluğu bizleri yormuş olsa da neşeli bir şekilde ülkemize dönüyoruz. Bu minik bölgenin 2 şehrini kısa zaman diliminde hızlandırılmış bir şekilde gezerek yaşam dağarcığımıza yeni bir sayfa eklemiş oluyoruz.

            Nahçıvan 350.000 nüfusu ile Erzurum iline eş değer. Yaşayanların Azeri Türkleri olması nedeniyle yaşam şekli, kültür ve gelenekler olarak kendimizden çok şeyler buluyoruz. Ekonomik yaşam sınır ticareti ağırlığına dayandığı ve sanayi olmadığı için yaşam düzeyi bizlere göre düşük. Nahçıvan kentini ise bunlara paralel aksi istikamette güzel ve düzenli buldum. Ana cadde, bulvarlar, binalar hepsi birer tarihle iç içe görünüm sergiliyorlar. Azerbaycan’ın himayesindeki Nahçıvan, Ermenilerle Karabağ sorunu nedeniyle anavatanına karayolu ile ulaşamayınca Türkiye onlar için bir güvence olmuş. Azerbaycan başkanı Aliyev Nahçıvanlı olması nedeniyle de çok seviliyor.(Aliyev öncesinde, eski başkan Elçibey ve Darbe girişiminde bulunan kişilerde Nahçıvan kökenliymişler.) Birlikte olduğumuz ve bize büyük bir misafirperverlik göstererek, mihmandarlığımızı da yapan Mübariz beyin Azerbaycan’ın sıkıntılı günlerinde Aliyev’le kader birliği yapması kendisinin daha önce belirttiğimiz gibi Cumhurbaşkanı kontenjanından milletvekili olmasını sağlamış. Resmi görevleri yanında girişimcisi az bulunan ülkede ticarete de soyunmuş. Kendi deyimiyle “Tarım-hayvancılık, ulaşım-tankercilik vb. alanlarda yüzden fazla aileye iş alanı yaratarak iş adamı konumuna da ulaşmış. Ekonomik güvence sağlayan aile bireyleri Mübariz'in etrafında kenetlenmiş. Şerur kenti 37 yaşındaki genç adamı kendine lider yapmış. Kendi deyimiyle iki buçuk üniversite bitirmiş. Sporcu genç bir devlet adamı Nahçıvan ve Azerbaycan'ın geleceği için misyon yüklenmiş. Bakalım zaman neyi gösterecek. Haydar Aliyev’in yaşam mücadelesi Azerbaycan’la özdeşleşmiş, ilk rauntta ülke bütünlüğü için halk desteği sağlamış. Uluslararası arenada Rusya ve himayesindeki Ermenistan'a karşı devlet olma mücadelesini sürdürerek, bölgede hükümranlığını sağlayacak yeni oluşumda, Türkiye onların en büyük güvencesi ve desteği olacaktır.

        (Dağlık/Yukarı Karabağ; Sovyetler Birliği döneminde resmi olarak Azerbaycan'a bağlı fakat fiiliyatta Azerbaycan'ın kontrolü dışındaki özerk bir bölge iken Sovyetlerin dağılma sürecinde Ermenistan, Dağlık Karabağ'a el koymaya kalkışınca, Azerbaycan yönetimi Dağlık Karabağ'ın özel statüsünü kaldırır. Bunun üzerine çıkan savaşta, Rusya'nın desteklediği Ermenistan, Dağlık Karabağ ve etrafındaki 7 idari bölgeyi işgal eder (Laçin ve Kelbecer, Yukarı Karabağ'ı Ermenistan'a bağlar). 1990’da başlayan çatışmalar 1994’de Rusya'nın öncülüğünde ateşkesle sonuçlansa da bölge sorunu henüz çözüme kavuşturulamamıştır. Azerbaycan'ın beşte birini teşkil eden sözkonusu topraklardaki 1 milyon Azeri, ülkenin diğer bölgelerine göçmek zorunda kalır. Uluslararası hukuka göre Karabağ'ın tamamı Azerbaycan'a ait olmasına rağmen Dağlık Karabağ Ermenilerinin bağımsızlık ilanını Ermenistan'dan başka hiçbir devlet tanımaz. Türkiye ise işgalci Ermenistan üzerinde baskı kurmak için bu ülke ile arasındaki Alican sınır kapısını kapatır. Ve sonuçta Azerbaycan ordusu, 08.11.2020’de yaklaşık 30 yıl Ermenistan işgalindeki Karabağ ve çevresindeki illeri kurtararak zafere imza atar.)

            Kars - Ardahan - Erzurum

        22 Ocak 1999 günü Şerafettinlerle -misafirperverliklerine teşekkür edip- vedalaşıp Iğdır ilinden ayrılarak Tuzluca üzerinden Digor'a geçiyor, daha önce Aydın/Koçarlı ilçesinden tanıdığımız savcı Gülmelek hanımı ziyaret ediyoruz. Ancak Digor'a gelmeden önce Ermenistan ile olan sınırımız bize eşlik ediyor. Aras nehri kilometrelerce sınır görevi ifa ediyor. Öğleden sonra Kars iline varıp şehir içerisinde gezdikten sonra akşam polisevinde konaklıyoruz. Dönem arkadaşım Orhan A, bir dönem önceden Sami A. ile sohbet ediyoruz. 23 Ocak günü Kars'tan Ardahan'a doğru yola çıkıyoruz. Sağımız solumuz beyaz örtü karla kaplı. Ardahan-Hanak yol ayrımında ise bize bu kez beyaz örtülü ormanlar eşlik ediyor. Ardahan'a girdiğimizde aracın ısı  göstergesi (-14) derece.. Iğdır ile birlikte Kars ilinden ayrılıp il olan Ardahan'ın nüfusu ise 15000, Karasu ayarında bir yerleşim yeri il konumunda. Beyaz örtü ile kaplı Ardahan köprüsü ve kalesini geziyoruz. Kars iline baktığımızda eski taş binalar ve şehir yapısı bizi etkiliyor. Ardahan’ı ise Kars’la karşılaştıramıyoruz bile. Kars ilindeki yapılaşmayı biz Nahçıvan da da kısmen Erzurum da da görmüştük. Demek ki coğrafi yapıdan kaynaklanan bölgesel bir özellik karşımıza çıkıyor. Ardahan'da lapa lapa kar yağışı bizi etkiliyor. Göle ilçesine geçerken (-16) ya ulaşıyoruz. 5 km. buz üzerinde seyrettikten sonra Erzurum-Şenkaya istikametine yaklaştıkça ısı (+6) dereceye ulaşıyor. Türkiye’nin en yüksek ve soğuk yerleşim alanlarından Ardahan-Göle'yi geride bırakarak ormanlık alanlardan rakım olarak inerek geçiyoruz. Şenkaya'ya varmak için sola sapıp 13 km. tekrar tırmanışa geçiyoruz. Küçük bir Anadolu kasabası. Emniyet amirliğine geçip arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Şenkaya’lı olup ta ilçeyi görmeyen İncirliova kaymakamı Kamil K.'e telefon açarak sürpriz yapıyorum.

            Aynı yolu geri dönerek Erzurum'un büyük ilçelerinden Oltu ilçesine geçiyoruz. Nehir kenarında kurulan ilçe emniyet müdürlüğünü ziyaret edip karşıdaki Oltu kalesini görüyoruz. Ayrıca ısı burada (+14) civarında. Üzerimizdeki giysiler bize kalın gelmeye başlıyor. Oltu ova görünümünde ılıman bir yapıya sahip. Ayrıca maden olarak süs eşyası yapılan Oltu taşı işletmeciliği yanında cağ kebabı da ilçenin ismi ile anılıyor. Oradan Narman ilçesine geçip ilçe içerisini gezip emniyette çay molası verdikten sonra bölgenin 2400 rakımlı Kireçli geçidini aşarak Tortum ilçesine varıyoruz. İlginç bir görüntü; Oltu ve Narman'da kar yok, Kireçli geçidi karla kaplı, Tortum'da kar yok. Tortum ilçe emniyet amirliğini ve ilçeyi gezerek oradan Erzurum'a akşam karanlığında dönüş yapıyoruz. Akşam yemeğini şark sofrası olarak bilinen Sultansekisi’nde yiyerek evimize dönüp seyahatimizi noktalıyoruz.

            Sonuç olarak 5 günde Azerbaycan/Nahçıvan Bölgesi ile Doğu Anadolu’yu (5 il ve ilçeleriyle birlikte) soğuk, karlı, buzlu, ılıman yapısıyla 4 mevsim benzeri bir iklimle dolaşmış bulunuyoruz. Erzurum-Ağrı-Doğubeyazıt iklimi Iğdır da ılımanlaşıyor. Kars-Ardahan daha da soğuk. Şenkaya-Oltu-Narman-Tortum biraz ılıman. Erzurum'a geçerken tekrar iklim soğuk yapısına dönüşüyor.

(Erzurum / 24. 01.1999)

Remzi KOÇÖZ





Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz