30 Haziran 2011 Perşembe

‘ŞİDDET’ ÜZERİNE! - IV

Sonuç;

Geçmişte uygarlıkların izini taşıyan şehirler Vandalizm, Moğol istilası, Haçlı seferleri ile yerle bir edilirken; günümüzde ise şehirler kent kültürüne yabancılaşan varoşlarıyla burada yaşayan gençlerin, çocukların adeta istilasına uğramıştır. Kırmalar, dökmeler, yakmalar, yağmalar, hırsızlık, gasp, soygun, kapkaçlar ve polisi taşlamaya kadar varan bir gelişme bize; çarpık kentleşmeyi işaret etmektedir. Tabii ki bu tespitleri yaparken sosyo-ekonomik ve kültürel sorunları da göz ardı edemeyiz.
Şiddet dün vardı, bugün var, yarında var olacak. Avrupa kıtasında da var, Amerika kıtasında da! Sosyal-Ekonomik dengesizlikleri olan toplumlarda ise boyutları daha yüksek.. Ülkemiz açısından toplumsal bir seferberliğin kıyısındayız. Çok farklı çözüm önerileri uzmanlar, otoriteler tarafından sunulmaktadır. Toplantılar, sempozyumlar, konferanslar yapılmakta toplumsal mutabakat aranmaktadır.
Bu bağlamda en büyük görev devlete ve onun organlarına düşüyor. Öğrencilerin bilimsel, sosyal, kültürel, sportif etkinliklerle zamanlarını değerlendirebilecekleri alanlar çoğaltılarak her okul bünyesinde kulüpler oluşmalı.. Bunları destekleyecek bilim, kültür, sanat ve spor merkezleri çoğaltılarak tüm gençlik olumlu yönde gelişme kaydetmek üzere kanalize edilmeli.. Geleceğin sanatçıları, sporcuları, bilim adamları, yöneticileri için fırsat eşitliği yaratılmalıdır.
Cumhuriyetin ilk yıllarından başlanarak bu boşluğu doldurmak amacıyla Halkevleri, tüm kurumlara kurmaları zorunlu kılınan spor kulüpleri (en az üç dalda sportif etkinlik), Halk eğitim merkezleri, kültür merkezleri, kütüphaneler kurulmuştur.
Bu kurumların etkinlikleri zamanla cazibesini yitirerek yetersiz hale gelmiş, arayış içersinde olan gençliği kucaklayamaz. Bunların yerine kafeler, barlar, diskolar gibi eğlence merkezleri gençler için alternatif yerler olur. (Eğlenmek en doğal bir ihtiyaç, yukarıda sayılan eğlence yerleri de tabiî ki olacaktır. Benim sorguladığım şey ise yaşamın merkezi haline dönüştürülmesi..) Böylece kültür şokuna uğrayan dejenere bir gençlik ortaya çıkar. Bunun mimarları ekonomik açıdan gelişen-zenginleşen sektör haline dönüşen dershaneler, gençliğe yatırımı dershanelerde gören aileler ile bunlara seyirci kalan, vizyon yaratamayan özelinde milli eğitim, genelinde sistemdir.
Toplumsal duyarlılık yerine bireysellik, bencillik ön plana çıkmış, herkes kendi çapında çocuklarını kurtarmanın yolunu tutmuştur. Yetkili kurumlar sorunları önemsemek yerine görmezden gelerek yada öteleyerek daha sarmal hale gelmesini adeta seyretmektedirler. Nereye kadar? Kurumlar çökünce, sistem çökünce herkes bunun altında kalacaktır.
Şiddet konusunda; polisiye tedbirler, yasaklamalar, yazılı kurallarla gün kurtarılabilir. Gelecek için kalıcı olamaz. Toplumlar kendi geçmişini sorguladığında nerelerde, nasıl hatalar yaptık? Sevgiyi, dostluğu, dayanışmayı, paylaşmayı, saygıyı nasıl yok ettik? Bunları yeniden nasıl yeşertebiliriz, Hedef ne olmalı, Vizyon ne olmalı?
Amaçsız, hedefsiz, ürkek, başıboş, kendine güveni olmayan bir gençlik izleniminden sıyrılarak; daha dinamik, daha kararlı, daha duyarlı bir gençlik ve bir gelecek yaratarak içinde bulunduğumuz kaostan kurtulabiliriz.
Bu konuda en büyük görev devlete ve onun organlarına düşerken; okullara, öğretmenlere ve son olarak da ailelere büyük sorumluluklar yüklemektedir. Sonuçta; yukarıda ele aldığımız, örneklediğimiz ve önerdiğimiz hususlar, tüm toplum katmanlarının sorumluluk alarak, Okul-Aile-Çevre üçgeninin pekiştirilmelisi ile hedefine ulaşacaktır.

Remzi KOÇÖZ

Kaynakça:
(1) ALPTEKİN, Serap, (www.dokudanişmanlik.com/tvsiddetvetoplum.htm)
(2) POLAT Oğuz, (www.kriminoloji.com 2002)
(3)AVCI Ümran ve DEVREZ Burcum, ‘‘Şiddetle Topyekûn Mücadele Şart’’, 26.03.2006, Milliyet Gazetesi
(4) AVCI Ümran ve DEVREZ Burcum, FIRAT Gülay, “Şiddete yönelmede sorumlu aileler”, 27.03.2006, Milliyet Gazetesi
(5) “Okullarda Şiddet Nasıl Engellenir?”, (http://www.siviltoplumakademisi.org.tr/index)
(6) http://iogm.meb.gov.tr/index.php
(7)“Öğrencinin Tercihi 'Korku Ve Şiddet'!..”, 24. 03. 2006 (http://www.byegm.gov.tr/yayinlarimiz/anadoluyahaberler )
(8) DİNÇER Alaaddin “Okullarda Şiddet Olayları Eksik Olmadı” , 25.01.2008,
(http://www.egitimsen.org.tr/)
(9) Milliyet Gazetesi, 27.03.2006,
(10) Milliyet Gazetesi, 27.03.2006,
(11) ARSLAN Feyzullah, "Gül, Güldür, Düşündür", 2002, s.37-38
(12) GÜÇLÜ, Abbas, “Okullarda şiddet neden artıyor?”, 26. 03. 2006, Milliyet, s.22
(13) ÇALIŞLAR, Oral, “Okullar açılırken şiddete dikkat”, 10. 09. 2006, Cumhuriyet, s. 4

Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz