15 Şubat 2026 Pazar

KARASU ÜZERİNE NOTLAR – 21

 

KARASU ÜZERİNE NOTLAR – 21

“Karasu Haber olarak yola çıkış amacımız para kazanmak değildi. Öyle veya böyle, bu güne kadar geçen sürede Karasu Haber Gazetesi, kuruluşunda önüne koyduğu ilkelere uygun bir yayın politikası izledi. Gazete olarak konularda halkın bilgi edinmesini ve süreçle ilgili fikrini ortaya koymasını sağladığımıza inanıyorum. Sadece haber anlamında değil, köşe yazarlarımızın dile getirdiği düşünceleri, kamuoyunun doğru anlamda oluşmasına büyük katkı sağladı. Başarısız olduğumuz konular da var.” (Cihan Ersöz)

CİHAN ERSÖZ ve KARASU HABER

-Eğitim Dünyasından Basın Dünyasına Bir Onur Çizgisi-

Trabzon/Of’lu baba Ferhat ile Abhaz anne Nazile Kuş Ailesinin (Şükran-Reyhan-Cihan- Özer-Nurdan) 5 çocuğunun ortancası olarak Karasu’nun -eski ismi Kobaşlar olup şu anda Kocaali ilçesine bağlı olan- Selahiye köyünde 1952’de doğar.

İlkokulu Selahiye köyünde tamamlayıp, 2 yıl ara vermesinin ardından ailece Karasu’ya Aziziye Mahallesine göçerler. 1964 yılında Akif abimlerle başladığı Karasu ortaokulunu 1967’de  bitirmesinin ardından Bolu Öğretmen okulunu kazanır. O yıllarda Karasu’da henüz lise açılmamış, okumak için en yakın yer Adapazarı yada yatılı devlet okulları için gurbete çıkılacaktır. Ve Aziziye Mahallesinden Erol Kaya, Turgut Acar, Metin Cengiz, Abdülkadir Acar, Reşat Şirin, Celalettin Öncü ağabeyleri gibi mahalle ile birlikte ilçemizin eğitimcileri olarak onur listesinde yer alacak, öğretmen olarak kendilerinden sonrakilere rol/model olacaklardı.

Öğretmenlik Yılları

O, küçük bir ilçede bir çiftçi çocuğu olarak Cumhuriyet’in sunduğu fırsat eşitliği imkanından yararlanarak, devlet parasız yatılı okulu olarak Bolu öğretmen okulunu 1970 yılında bitirip eğitim ordusuna ilköğretim öğretmeni olarak katılır. Öğretmenlik sürecinde yüksek öğrenimini Eskişehir/Anadolu Üniversitesinde tamamlayacaktır.

Öğretmen olmasının ardından 1971 yılında Aziziye mahallesinden Emine Ödül ile evlenecektir. (Emel ve Devrim isimli 2 çocuk sahibi baba olurken, sonrasında 3 torun sahibi dede olacaktır.)

Öğretmen okulunda sanatsal beceri olarak bağlama öğrenmişti. İlköğretimde öğretmen olmasına rağmen bu becerisi sayesinde lisede müzik derslerine girerek bağlama dersi verecektir.

Bolu, Kocaali, Karasu/İnönü ilkokulu, Sakarya/Göktepe Köyü gibi yerlerde görev yapmasının ardından istem dışı sürgün tayin nedeniyle öğretmenlikten istifa ederken, sonrasında  kendisini siyaset dünyasının içerisinde bulacaktır.

Siyaset ve Belediyecilik

Çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden istifa sonrası Karasu SHP ilçe teşkilatında itibariyle sekreter olarak görev alacaktır. 1989 yılı yerel seçimler yılıdır. SHP ilçe başkanı Sedat Büyük belediye başkanlığına aday olurken, onun yerine ilçe başkanlığına atanan Enver Salman ile birlikte zorlu bir seçim sürecini birlikte kotaracaklardı. Seçim sürecinin kritik ismi olarak sözcülük ve organizasyon becerisi ile başarıya katkı sunar. Seçimlerin kazanılmasının ardından Belediye başkan yardımcısı olarak atanırken, Belediye başkan yardımcılığı ünvanı uygulamada ilçe de ilk kez onunla başlar. Sedat Büyük ile birlikte çalışma ve başkan yardımcılığı konusunda çoğu kişi kendisini uyarsa da o görevini sorumluluk çerçevesinde ciddiyetle yaparak, ayni zamanda partinin ilçe sekreterliği görevini de yürütür.

Yeniden Öğretmenlik ve Emeklilik

1989-1994 yılları arası 5 yıllık Belediye başkan yardımcılığı ardından 1994 yerel seçimlerinde ANAP adayının kazanması sonrası partiden istifa edip, -emeklilik haklarını elde etmek için tekrar öğretmenliğe dönerek-, 3 yıl daha öğretmenlik yapacaktır. İstanbul ardından Karasu/İnönü ilköğretim okulundan 25 yıllık süresini tamamlayarak 1997 yılında emekli dünyasına adım atar.

Basın / Gazetecilik

“Gazetecilik zor zanaat; Zorluklardan biri ekonomi… Yaklaşık 10 yıldır resmi ilan alamıyoruz. Gelirlerimiz gazete satışı ve sivil toplum kuruluşları, işadamları ile esnaflardan gelen ilanlarla sınırlı. Bu gelirler de basım masrafları, çalışanların maaşları, vergi, sigorta ve benzeri diğer giderleri karşılamaktan uzak. Dolayısıyla iş kalıyor emekli maaşı ile çalışan arkadaşlarımızın fedakârlığına…” (23.5.2020)

Cihan Ersöz, yaşadığı ilçenin sorunlarını (spordan/eğitime, siyasetten/yatırıma, çevreden/ turizme) Karasu Haber Gazetesi / İzlenim köşesinde yazarak, Tv oturumu/panel gibi farklı platformlarda dile getirme yanında sosyal medya ortamında paylaşarak -siyasiler/yöneticiler/ uygulayıcılarca görmezden/duymazdan gelinsede- Toplumsal sorumluluk/duyarlılık ve tarihe not düşmek adına "Söz uçar yazı kalır" minvalinde; yazmaya/çizmeye/anlatmaya sessiz çoğunluğun sesi olmaya devam eder.

“Karasu Haber”in yerel yayın çabalarını, ilçe sorunlarına ilişkin sürdüregeldiği mücadeleyi değerli bulmuş, eğitim emekçisi Cihan Ersöz ağabeyin basın emekçisi olarak koşturmacasına birebir tanık olmuş, özverili çabalarını takdire şayan bulmuştum. 

O, Aziziye mahallemize köyden gelip yerleşen bir ailenin çocuğu olarak mahalle kültürünü ilçe düzeyinden daha ötelere taşıyacak, bizim kuşağa rol model abilerden biri olacaktır. Akif ağabeyimin ortaokul arkadaşlığı abi-kardeş ortamı oluştururken, -gurbette takip ettiğim ve zaman zaman yazılar gönderdiğim- Karasu Haber, bizler için gurur kaynağı olacak, Karasu’ya gelişlerimizde aradığımız/uğradığımız bir mekan vede paylaşımlarımız yanında gündeme/güncele ilişkin sohbetlerimiz olacaktır.

3 Şubat 2003’te yayın hayatına başlayan Karasu Haber Gazetesi, salgın sürecinin yarattığı sorunlar nedeniyle 17 yıldır kesintisiz sürdürdüğü haftalık yayınına bir süreliğine ara verirken (2020),  Gazetenin internet sitesi yenilenir ve Karasu Haber yayıncılık sahibi Cihan Ersöz okurlarının kendilerini karasuhaber.com adresinden takip etmelerini ister.  Bizler gurbette yaşayan Karasulular olarak gelişmeleri/yaşananları yine Karasu Haber’den dijital ortamda izleyerek/ öğrenirken, sonraki süreçte yayın hayatını sonlandırmak zorunda kalması bizleri üzecektir.

Bu ülkede gazetecilik zor zanaattır. Hele hele yerelde.

Doğru/tarafsız haber yanında, Cumhuriyet ve demokrasi değerlerini savunmak..

Çıkar ilişkilerine girmeyip, hele hele yandaşlığın prim yaptığı, paye aldığı bir dönemde vede ekonomik krize rağmen bir basın kuruluşu olarak, ayakta kalabilmek kolay olmasa gerek.

"Karasu Haber" olarak 20 yıllık bir onur çizgisinde yürüyebilmek başlı başına takdire şayan bir başarı öyküsü.

Toplumsal sorumluluk çerçevesinde kalemini/yüreğini satmayan, basın emekçilerine selam olsun. Selam olsun Karasu Haber'e ve onu yaşatan yüreklere...

Hesap sormayan, sorgulamayan, soru sormayan topluma, görmeyen gözlere, duymayan kulaklara anlatmak zor olsa da; Tarihe not düşmek adına, toplum vicdanına seslenebilmek, sorumluluk/duyarlılıktan daha öte yürekliliktir.

Cihan Ersöz Ağabey;

Eğitim dünyasından basın dünyasına -sorumlu/duyarlı/yürekli- bir kazanım,

Yetiştiği toprakların sorunlarını ‘izlenim’iyle içselleştiren, haber/bilgi/paylaşımlarıyla;

Karasu için farkındalık yaratan bir değerden fazlası sağduyulu bir bellektir.

Saygı/sevgi/selam ve sağlıkla...

(Karasu / 15. 02. 2026)

Remzi KOÇÖZ





10 Şubat 2026 Salı

BİR TOPLUMSAL ANATOMİ

BİR TOPLUMSAL ANATOMİ
 “Toplumda kültür yok. 200 küsur üniversite var ama, hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz, vasatlık her yerde. Bir kültürün birikmesi, bakkaldan mal almaya benzemez. Kentli olmak, kente her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez. Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir.”
(Prof. Doğan Kuban)

-Bir Konu, Bir Olay ve Bir Ölüm-
25 Kasım 2025 günü yaklaşık 2.5 ay kadar önce Tüvtürk Ankara/Eryaman istasyonunda 3 yaşına giren aracımın ilk muayenesi sonunda "arka sağ emniyet kemerinin aktif olmadığı şeklinde" ağır kusurlu olunduğu mesajı telefona geldiğinde ister istemez canım sıkıldı. Arka sağ koltuğa kabanımı bırakmıştım. Bagajı açıp stepneyi kontrol eden çalışanın kabanı kaldırıp emniyet kemerini görmemesi mümkün değildi.
Aklıma muayene öncesi yaşananlar geldi.
...
O gün muayene için sıramızı beklerken 1 araç kala bizim kulvar durur. Benim gibi arka sıradakiler niçin bekletildiğimizi öğrenme yanında çalışanlara pratik yolu söylememize rağmen bildiklerini uygularlar.
-önümde benimle yaşıt 60 model özel/opel otonun arka bagaj kapağını açmak için değişik anahtarlarla/elle-levyeyle /çekiçle vurarak15 dk kadar uğraş verilsede bagaj açılamayip-
sonunda bizim söylediğimiz noktaya gelirler, araç yan boşluğa alınıp bizlere sıra gelir. Ancak muayene sonucunda bana ve arkamdaki kişiye ağır kusur raporu verilmesi duygusal bir algı oluşturacaktı.
...
Duruma itiraz bağlamında;
Aracı muayene eden kişi kulvardan ayrıldığından
Kulvarda çalışanların sorumlusu olduğunu söyleyen kişiye raporda bir yanlışlık var diyerek aracın arka sağ kapısını açıp, bakmasını istediğimde; sorumlu kişi dışarıdaki araca bakamayacaklarını, yeniden işlem başlatıp tekrar muayene randevusu almam gerektiğini söyleyerek içeriye ayrıldı.
Muayene alanından ayrılıp ilk işlemleri yaptırdığım ofisteki çalışana söz konusu işlemle ilgili sorumlu/yetkili bir kişi sorduğumda son görüştüğüm kişiye yönlendirince;
Yaşımız/Yaşam tecrübemiz gereği;
söz konusu işyerinde işlerin otomasyona bağlanıp sorun çözecek muhatap olunabilecek bir ilgilinin bulunmadığı kanaatiyle;
Nalet olsun/ya sabır diyerek,
yeniden basvuru/randevu/sıra derken 3 saat daha zamanımızı heba ederek, mesai bitmeden işlemleri sonuçlandırabildik.
Anlayacağınız kendi kendime telkinle uyma çoluk çocuğa diyerek istasyondan ayrıldım.
Tüvtürk'e yazarım/iletirim düşüncemden de birşey çıkmaz duygusuyla unutmaya dönüşür.
Bu ve benzeri olayları günlük yaşam içerisinde çoğu insan farklı şekillerde yaşamakta, kimisi adliyelik/hastanelik boyutlara kimi de bir hiç uğruna istenmeyenle sonuçlanmakta.
Tıpkı geçen hafta 2 Şubat günü yaşanan bir ölüm olayı gibi..
...
Ankara/Yenimahalle/İvedik TüvTürk araç muayene istasyonunda aracını rutin muayene kontrolü için götüren kişinin  (polis me. Melih Okan Keskin) muayene işlemine itirazı sonrası
(Tüvtürk çalışanının yumrukla karşılık vermesi ardından diğer çalışanların topyekûn kişiyi linç etme girişimi) yaşananların kişinin ölümüyle sonuçlanması akıl tutulması olarak nitelenebilecek ibretlik bir vaka.
Öncelikle ortada haberlerde yazıldığı gibi olay bir kavga/darp değil 1 kişiye çok sayıda çalışan tarafından linç girişimi.

Bir güvenlik personeli olarak böyle bir zorbalıkla karşılaşabileceğini ummamış silahını çek(e)memiştir. Ve sonrasında beyin kanaması sonucu ölümü ise çok acı olmuştur.
Ailesi/sevenleri/yakınlarının başı sağolsun.
...
Özellikle büyük kentlerde;
bu ve benzeri durumlarla bir şekilde/sebeple
-sokakta/markette/okulda/stadta/
salonda/trafikte/hastanede-
öfkenin kontrolsüz şiddete dönüşmesi şeklinde;
ve bu tür olaylarla her an/ heryerde/herkesin karşılaşabilmesi yüksek bir olasılık.
Bunlar biryerde bilinçsiz ani öfke patlamaları,
Kontrolsüz güç haline dönüşmüş gruplar.

Yan/düz/niye baktından tutunda
Davranışınızdan/konuşmanızdan anlam,
Her türlü durumdan kendine vazife çıkaran
bir paranoya; psiko/patolojik bir ruh hali.
Hakkınızı aramanız/sorgulamanız durumunda da hakaret/şiddet gibi ne tür bir davranışla karşılaşabileceğiniz belirsiz.
Her an dikkati elden bırakmamak,
Aklınıza mukayyet olmak,
Sağduyulu kalabilmek ne derece mümkün!

-Zaten günlük yaşam koşuşturmacasinda sağduyu/hoşgörü/saygı/sevgi gibi değerleri unuttuk.
-Büyüğünden küçüğüne/
okumuşundan okumamışına/
gencinden yaşlısına/
kadınından erkeğine-
Akıl/izan yerine içgüdüleriyle hareket eden,
Cinnet hali,
Kuralsız/pişkinlik hak getire,
Bir anomali toplumuna dönüştük.

Her an kavgaya hazır,
İnsanlar burunlarından soluyor,
Kimseye birşey sormaya gelmiyor,
Memur/görevli yüzünüze bile bakmıyor,
Sorun çözme yerine öteleyerek,
Amca/dayı git işine gibi cevaplar.

Toplumsal travma/çürüme/yozlaşma
ne derseniz deyin!
Sonuçta gelinen nokta;
Sağlıksız/huzursuz bir toplum!
Neden / Niçin?..
(Ankara/10. 02. 2026)
Remzi Koçöz
Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz