9 Kasım 2019 Cumartesi

10 KASIMLAR VE ATATÜRK


10 KASIMLAR VE ATATÜRK…

‘Bırakıp Gittin Bizi,
             Seni Unuttuk Sanma.
                     Zaman Alışmayı Öğretir Belki,
                                                   Unutmayı Asla…’

10 Kasımlar Türk Ulusunun özel bir günü Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün yıl dönümü. Yas tutmak, ağlamak zamanı değil anlamak ve çalışmak zamanı. Kişi olarak toplum olarak çok çalışmak, emaneti olan bayrağı daha ilerilere/yükseklere götürmek, gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine durmaksızın/yorulmaksızın yürümek zamanı. “Türkiye-Cumhuriyet-Atatürk” bağlamında bütünleşen ve sonsuza değin yaşayacak olan üçlü yapının ortak paydası tabiki Atatürk’tür. O’nu çıkardığınızda ne Türkiye kalır ne de Cumhuriyet!
Türkiye Cumhuriyeti ile tarihi hesaplaşma çerçevesinde Atatürk’ün kurmuş olduğu ve de onun ilkeleriyle yönetilen ülkeyi; ilkelerini yozlaştırarak, değiştirerek, yok ederek hedeflerine ulaşabilmek için çok yönlü, sistemli, programlı çalışmalar yürütüldüğü aşikardır. Emperyalistler doyumsuzdur. 1900’lerde Sevr ile parçalamaya çalıştıkları Türkiye coğrafyasını Anadolu’yu 100 yıl sonrasında -BOP/GOP olarak adlandırdıkları Yeni Dünya Düzeni bağlamında- 2000’lerde yeniden yapılandırmaya çalışmaktadırlar.(S.Huntington’un Medeniyetler Çatışması tezinin odak noktasında, Türkiye’nin Atatürk’ü reddedip yüzünü Doğu’ya ve bölgeye dönmesi önerilmekte!)
Bu kez askeri güç olarak savaşmalarına gerek yoktur. Uluslararası diplomasi/istihbarat literatüründe 5.kol olarak adlandırılan iç dinamikler yani işbirlikçiler önceliktir. Bunlarda Bölücüler/Cematler/Tarikatlar, 2.Cumhuriyetçiler/Şeriatçiler/Saltanatçılar vs. hepsi elbirliğiyle yıkım ekibi olarak içeride/dışarıda doludizgin çalışmaktadırlar.
Atatürk’ün öncelikle Türkiye, ardından Türk Dünyası ve bölge coğrafyası (Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu sarmalında) üzerindeki gücünü yok etmek için eserleri, devrimleri, ilkeleri yerine -define avcıları minvalinde- özel yaşamını öne çıkaran yazılar, kitaplar yayınlıyorlar. Karşı devrim yada Cumhuriyetle rövanş bağlamında Ergenekon/Balyoz operasyonlarının/ kumpaslarının yaşandığı yıllarda -sözüm ona tarafsızlık, özgürlük, demokrasi havarisi- bir belgeselci buldular. (Mustafa adlı bir film yaptırıp 2008 yılında 29 Ekimden 10 Kasıma gişe rekoru yakaladılar. Bu filme imza atanlar, sonrasında Saidi Nursi filmine sponsor olacaklardı.)
Tüm bunların aksine Atatürk’ün saklısı gizlisi yoktu. Padişahlar saraylarının 4 duvarı arasında ikiyüzlü içerlerken, O ise milletinin huzurunda şerefiyle içti. Halkı önünde yüzdü, zeybek oynadı, dans etti. O bir insandı, aşkları da oldu, hüzünleri de.. Aslında, yaşamının büyük bir bölümünü cephelerde/savaşlarda yıpratırken, kalan ömrünü de tamamıyla Türk Milletine adadı. (57 yıllık yaşama: 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap,1 ülke sığdırdı.) Türkün kurtulan gururu ve milyonlarca özgür insan ile bir liderden daha fazlası; Türklerin Atasıydı.
100 yıl öncesinin savaş şartlarında ve devamında kurulan İstiklal Mahkemelerinin kararlarını/infazlarını tartışıyorlar/yargılıyorlar. Diktatörlükle, keyfilikle, zorbalıkla hatta faşistlikle suçluyorlar. Büyük Önderi -düşünce ve devrimlerini gözardı edip- farklı mülahazalarla küçültmeye, itibarsızlaştırmaya, sıradanlaştırmaya çalışsalar da,  O daha da büyüyerek, yeni yüzyıllara yelken açacaktır. Atatürk gibi dehalar Türkiye sınırlarını aşmış dünyaya malolmuş, "Ulusal Mücadele ve Çağdaşlaşma Lideri" olarak evrensel bir değer kazanmıştır. (UNESCO tarafından alınan karar doğrultusunda, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı bütün dünyada "1981 Atatürk Yılı" olarak kutlanmıştı. Bu uygulama, dünyada ilk ve tektir.)
Atatürk’ün 100 yıl öncesinden gelen sözleri kulaklarımızı çınlatmaya devam ediyor: “İktidara sahip olanlar, Gaflet ve Delalet Hatta Hıyanet İçersinde olabilir!”
O’nun en çok değer verdiği: Tam Bağımsızlık, Ulusal Devlet, Ulusal Egemenlik” çok ama çok önemli olup, değerini sürdürüyor, daha da önem kazanıyor ve tarih tekerrür ediyor.
Saygı, sevgi ve selamlarımla…

Remzi KOÇÖZ

Hiç yorum yok:

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, her tür fikri mülkiyet hakkı , tarafıma aittir.
Kaynak götermeden kullanılamaz